MEHMED’İM - 3
İmame-i vahdet, ufukta bir nur,
Bu kutlu yürüyüş, kalplere huzur!
Zalimin önünde dikilen o sur,
Yıkıldı bendinden, taşar Mehmed’im!
Liva-yı adalet, Kerkük’ten Şam’a,
Yolumuz düşmesin keder ve gama.
Derman oluyoruz sızlayan yama,
Yaraları sarmaya, koş sen Mehmed’im!
Şems-i hürriyetle, zincirler koptu,
Zulmün her sarayı yerle bir yattı.
Güneş yeniden o ufkunda battı,
Özgürlük türküsü, sen ol Mehmed’im!
Mürşid-i kâmildir, irfan yolu bu;
İttihad-ı İslâm, iman kolu bu.
Zulmet-i beşerde, "Allah!" sesi bu,
Vahdetin mührüyle, gürle Mehmed’im!
Derd-i derununla, selam gönderir,
Ayrılık ateşi, artık söner de erir.
Rabbim bu millete, hidayet verir,
O kutlu orduyu, kur sen Mehmed’im!
Gaflet-i nifakla, sinsi bir pusu,
Zehirdir gençliğe, o küfür kusu.
Ekranlar ardında, vurur casusu,
Oyunu bozacak, sensin Mehmed’im!
Vatanın namusu, liva-yı izzet,
Boğuyor zalimi, o kahri-iddet.
Tekbirle inliyor, o arz-ı millet,
Turan ufuklarda, doğ Mehmed’im!
Bakü’den Tebriz’e, yollar açılır,
İslam’ın pınarı, gürce saçılır.
Küffarın elinden, her gün kaçılır,
Adalet sancağın, dik dur Mehmed’im!
Feth-i mübin vakti, vakt-i beyandır,
"Allah Allah" diyen, nurlu her andır.
Zulme sessiz kalan, dilsiz şeytandır,
Cihanı sarsacak, güçsün Mehmed’im!
Sanal mecralarda, akıl çelenler,
Evladın ruhuna, fitne ekenler,
Gelecek bağrına, hâr-ı dalalet,
İlminle karşı dur, yık be Mehmed’im!
İslam’ın bağrına, hasret vuranlar,
Yolun ortasında, kumpas kuranlar,
Galebe çalınca, sessiz duranlar,
Adalet mizanını, kur sen Mehmed’im!
On beş Temmuz günü, gördük düşmanı,
Dost kılıklı kurdu, bildik her anı.
Şimdi daha büyük, tut sen meydanı,
Âti-i cihanı, yaz sen Mehmed’im!
Kadın-çocuk demez, öne atılır,
Şehadet tadına, iman katılır.
Vatan hainleri, elbet satılır,
Kıyam-ı millîyle, bil ki Mehmed’im!
Sana dar gelirse, şu arz-ı fani,
Makamın Alâ’dır, sensin o bânî!
Şehadet şerbeti, canın cananı,
Hilkat-i nurunla, dik dur Mehmed’im!
Bahr-ı ummanlara, o eski rüzgar,
İslam’la birleşti, oldu bize yar.
Ne bir korku kaldı, ne de eski dar,
Engin denizlere, açıl Mehmed’im!
Birlik tespihinin, imamesi biz,
Tarihin sönmeyen, o muazzam iz.
Nizam-ı Âlem’e, pırıl pırıl titiz,
Ahlakın mührünü, bas sen Mehmed’im!
Birlik olmayınca, dertler bitmezdi,
Kelamullah sesi, arşa gitmezdi.
Gaflet-i dalalet, asla yetmezdi,
Kıyamet gününe, dik dur Mehmed’im!
Zalimin dünyası, yalan bir saray,
Müminin yüreği, sönmez dolunay.
Ceyş-i Muhammed’le, bilsin bu alay,
Hakk’ın adaleti, sensin Mehmed’im!
Bir kâğıt üstünde, çizilmez vatan,
Gönüllere mühür, vurulmaz atan.
Hainler içerden, olsa da satan,
Vahdet-i rûhunla, duy bak Mehmed’im!
Hakk’a el açınca, rahmet saçılır,
Bâb-ı saadetler, "Allah!"la açılır!
Zalimler kendine, bir nârı seçilir,
Vuslatın müjdesi, sende Mehmed’im!
Müjdeler olsun bak, uyanış bitti,
Zulmün karanlığı, her yerden gitti.
Hidayet güneşi, kalplere yetti,
Turan'ın şanıyla, yürü Mehmed'im!
Tertemiz nesiller, İslam mayası,
Söndü artık o kalleşlerin rüyası.
Tertemiz bir ufuk, Hakk'ın yasası,
Cihanı nurunla, boğ sen Mehmed’im!
Sancağı eline, aldığın o an,
Nûrferah, dindi mi, sendeki figan?
Yedi iklim, dört bucak, Turan-ı Cihan,
Şahlanış vaktidir, yürü Mehmed’im!
Nûrferah / Züleyha AKTAŞ
Züleyha AktaşKayıt Tarihi : 7.04.2026 06:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!