Ardına bakmadan gittiğin o kaldırım taşlarında,
Ayak izlerimin üzerini toprakla örttüm.
Sen beni kaybetmeyi göze aldığın an,
Takvimi o saatte dondurdum,
Ve adını, unutulmuş en eski duadan kazıdım.
Göz kırpmadan harcadın ya bunca yılı,
Ben o harabeden bir şeref madalyası çıkardım:
Seni silmek, ruhuma sürdüğüm en gururlu lekedir şimdi.
Mecburiyetin Soğuk Gecesi ;
Ama mesele gitmen değil...
Mesele, bu gidişi bana sen öğrettin.
Beni bir köşeye sıkıştırıp,
Nefes almayı bile suç sayan o kalın duvarların arasında,
Senden vazgeçmeye mecbur bıraktın.
İşte asıl can yakan, asıl kanayan yer burası:
Ben seni istemeye istemeye değil,
Ölmemek için, senden vazgeçmek zorunda kaldım.
Affetmemek;
Şimdi rüzgar hangi yönlü eserse essin,
Hangi sokakta adın yankılanırsa yankılansın,
Yüzümdeki o buzdan heykel erimeyecek.
Beni bu uçurumun kenarına itip,
Sonra da arkanı dönüp gitmene razı geldim sanma.
Seni sildim; çünkü onurum bunu emretti.
Fakat seni asla, duydun mu, asla affetmeyeceğim!
Beni senden vazgeçmeye mecbur bırakan o zalim adamı;
Ne bu ömürde,
Ne de başka bir masalın başlangıcında unutmayacağım.
Kayıt Tarihi : 17.08.2026 02:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!