Bir parça sevgi kırıntısı varsa,
Kuşlara sor…
Geceyi omzunda taşıyan martılar bilir;
Bazı yalnızlıklar deniz kadar tuzlu olur.
Ben seni
Rakı masasında ağır ağır dağılan bir gece gibi sevdim.
Ne bir anda sarhoş oldum sana,
Ne de bir anda vazgeçebildim.
İçtikçe çoğaldın içimde.
Bir kadeh sen oldun o gece,
Bir kadeh ben…
Sen dudak değdikçe yakan bir yangın,
Ben seni içtikçe derinleşen bir uçurum.
Şimdi hangi masaya otursam
Bir sandalye eksik kalıyor dünyada.
Çünkü senin olmadığın hiçbir gece
Tam olmuyor.
Bilirsin…
Rakı biraz da özlem içkisidir.
İnsan en çok sevdiğinin yokluğunu koyar bardağına.
Ben her yudumda
Boğazımdan seni geçirdim.
Kuşlara sor;
Kanadı kırık kuş bile
Ölmeden önce son kez göğe yükselmek istermiş.
Ben de seni son kez sever gibi sevdim hep.
Sanki birazdan bitecekmişiz gibi,
Daha sıkı sarıldım hayaline...
Elif’in mayısı dışarıdan bahardı belki…
Ama içimde gece boyunca devrilen bir şehir vardı.
Sen gülerken bile...
Kalbim yerinden sökülüyordu usulca.
Bir gece saçlarının ve boynunun kokusu sinmiş bir rüzgâr geçerse yanından,
Dur…
Çünkü ben insanı en çok kokusundan özledim.
Baktığın her yerde bir izim vardır şimdi;
Kadehin kenarında kalan dudak payında,
Küllüğü dolduran sigara sessizliğinde,
Gece üçte çalan eski bir şarkının kırık yerinde…
Ben seni
Bir insanın son sigarasını içer gibi sevdim;
Yavaş, derin
Ve ciğerlerine kadar çekerek.
Hiç sitem etmedim sana.
Çünkü bazı aşklar kırılmaz;
Sadece insanın içinde ömür boyu yanar.
Ve ben hâlâ
Rakıyı suyla değil,
Sana olan özlemimle beyazlatıyorum…
Kayıt Tarihi : 7.05.2026 22:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!