Bir su gibi akıp gidiyor
ne uçup konan kuşa benziyor
ne yeşerip kuruyan ağaca
derin bir ırmak vadisi dünya
bir kez geçiyor içinden
kıvrılıp bükülen,
Parantezim ol sevgilim
Yaşamla ölüm arasında kısa mı kısa
Dudakların arası bir parantez
Eksik kalan herşey dökülsün boşluğa
Söylemeyi unuttuğun sözler mesela
Boşlukta bir sarmaşıkken, salınırken su
dallarında buldum ellerimi, içten
dışa bulandıkça, bir acı
yudum aldım ve göğe
kaldırdım başımı
uçucu kuşlardan
Bunlar o zaman yaşandı
Suda kımıldarken dünya
Dönerken bebek karında
Gökten at süzülürken karanlık sulara
Adın ne diye sordular
Raduyev Salman dedim
Taşa göster
Taşa yansıt
Her kaosta yalın bir uyum sunacaktır sana taş
Düştüğü yerde tartar kendini
Aruz hece değil
Çocuk ansızın ürken at olunca
Ruhu sökülür en sıkı yerinden
Onu hiç kimse yatıştıramaz
Aşk eksik anne yanlış ten
Ürken at olursa çocuk ansızın
Nasıl bir hırsla çıktıysam o mahşeri kıtlıktan
Lanetlenmiş bir obur oluverdim sonunda
Her şeyi rüzgâr hızıyla tüketebilirim
Hayalleri, umutları, ütopyaları
Olmamış sayabilirim bir anda
Yüzüm asitlerle yıkandıkça matlaştı
nere gitsem içimden
gidelim kalk buradan!
kaldıkça yükselen, çınlayan bazen
hangi halka varsam
ters dönen bir çocuk ve sezaryen
Ben eskiden İstanbul'a giden bir adamdımYola düşer düşmez taşkın yürek bir adam
İlkinde Yalova'da durdum, 18'imde
Bursa'dan geliyordum, yolda
Gemlik'i geçince otobüs camından
Görünen değildi beni şaşırtan
atlar gibi, diyor yaşlı adam
ne şahlandım ben de bir zaman
yaşam ki heves uçurur seni
durur birden esen rüzgârın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!