gün şarabi bir kızıla boyadı bozkırları Urfa'da
yalnızlaştılar dağ başlarında yatırlar
bir ay daha çaldık renksiz bir yazdan
korkarım bu sığırcıkta ölecek birazdan
geçti hanımeli ve leylak kokulu yaz ikindileri
başka bir mevsim çağırıyor artık kuşlar
hani bütün yazlar ellerin benimdi
güze yol vermeyen ellerin nerde şimdi
kurumuş yapraklarda incecik bir inilti
bugün bayram
günün ilk ışıkları sızıyor odama
yıllar var şehrin sağır duvarlarıyla arkadaşım
kalbim kuytu bir göl yalnızlığı
bir orman ıssızlığı içimdeki gökyüzü
tadı kaçmış fırından aldığım ekmeğin
yıldızları sönmüş göğümün
hep uzaklardan geçiyor gemiler
beklediğim istasyonlara uğramıyor trenler
ey ökseye düşmüş minik serçe
çırpınma nafile
duyguların başat iklimi şimdi
camdan bir zırh var aramızda
kurulmuş hayallerin tümden yitimi
yıllar yılı keserek geçti içimi
oysa
usumdan silidim birer birer
seni çağırabildiğim sözcükleri
gün geçmez almadan gamlı bir haber
o gemi
o fener
beyaz badanalı evler
göğünde gümüş bulutlar
yedi tepende sis
sokaklarında teşrin rüzgarları
hayalimde yorgun akşam karanlığın
bir martı dalıyor açıklarda
apokrif sözlerde kalmış sevda
ne Leyla şimdi
ne Aslı
ne Elif
anladım ki savunulur yanı kalmamış hayatın
ruhça susup
çekebilseydim dualitenin kör eden siyah perdesini gözlerimden
böylesine yüksek duvarlar örmezdim hayatla arama
ve gidişlerinin ardından kalmazdım böyle
ruhumda jiletkesiği bu tatla
görürdüm buzdağının öteki yüzünü
Veda anı geldiydi
Yağmurlu bir ikindiydi
Gözlerinde bir yorum
Bilmediğim bir dilde
Attığı her adımda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!