Gülyalı’dan geçerim
haylaz bir çocuksun
kumsalda o son yaz
nasılda masum
Ordu’da o durakta
seninle Beyazıt'ta sahaflardan hiç kitap beğenmedik
Selimiye'den bir akşam ezanı da dinlemedik
III.Ahmet Çeşmesinin önünde fotoğraf çekinmedik mesela
yağmurun en nazlısında Tosya da ıslanır
Dudullu'da sabah tütün çekerdik ciğerlerimize
çayın en güzelini Hocapaşa da içerdik
"Bir"'den haber var Elif/Lam/Ra
çatlar tohumlar çiçek açar bir Rad’la
şimşek çakar bulut yürür arı vızıldar
gök yarılır yağmur iner damla damla
şair
biraz yaz ormanlarını
turnaların yorgun kanatlarını
Banaz Yaylasının bir sabahını
yahut Spil ve Yunt Dağı yılkılarının
zamanı nasıl hınçla otladıklarını yaz
(Bu şiir, çalınmış hayatlara ithaf olur...)
Memleket kokusu doldurarak bavula
Rize'den göçüp gelmişler İstanbul'a
Nur altı kardeş büyüğü narin bir kız
Her gün Kadıköy rıhtımına gelirdi yalnız
ne vakit bir posta katarı görsem
bir Portekizliyim
saudade dolar içim
çekip gitmek isterim
bir güz çalar yüzümü
Hint Okyanus'u kadar derin
gökyüzünün rengini bir tek sözcük belirler
bir güz esintisiyle boşalır denizler
bir yalan kabuğu
bilmem sevdanın kaçıncı asrı desem
kaçıncı çağı bu
Kasımdı
otuzlu yaşımdı
zaman/sızdı
kader bir şaka yapıverdi
o dağlar kızı Heidi değildi
buram buram Anadolu kokan
Tüm sevinçler yarım kaldı
O gülüşün son vedaydı
Ellerimde kokun kaldı
Yüreğimi hüznün sardı
Yâr anılar yetim kaldı
Akşam olur bir koyu bulut geçer çehrelerden
Yanaklarda ılık bir nem kalplerde kunt bir elem
Demek ki gidenler memnunlar hallerinden
Ne bir mektup ne bir haber o giden gemilerden
Gelir geçer uzaklardan hep beklenen mevsimler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!