geceme gündüzüme nergisler açtırdın dünya
simsiyah saçlarım bembeyaz oldu dünya
dünümde nice güller açtı bülbüller aşka geldi
güller soldu bülbüler sustu bugün be dünya
Avlandım zamanın tik taklarına
Kalakaldım ızdırabımla
Koydum solmuş defterimin arasına
Boşa geçen ömrümün bıraktığı anıları da
Kaldı bana
Trenin son düdüğünü beklemek
Avukat Bey
Beni anlat hâkim, savcıya
Gözüm yok haram lokmada
Yeter üç beş zeytin kuru soğan
Birde ekmek bana
Bir suçum yokken niye geldi bu dava
Bana kalan bir deniz
Oda gözlerimde
Hergün seni akıtmaktayım
Gün batımına doğumuna
Ve
Dudağımda açtırdığın isminin filizleri
Aşkın menzili girdi gönül
Yürek enginleri aşarmış
Bir başka ötermiş bülbül
Suçu kimsede aramazmış
Gözlerinle çıktım özlemlerinin dağına
Gülmeden ağladım hasretleri rüzgârlara savurdum
Sensizlik dokunda yüreğime yeller esti yalnızlığıma
Burcu burcu koktukça aşkın ayrılığın gülleri
Yankılandı sözler kulağımda oturdun göğsüme bir sızı gibi
Biliyor musun ?
aslında bilmezsin.
ben seni sevmeden önce
sensizliğin acısını sevdim
deniz esintisi saçlarının koklayışları-mı
ellerimi hayallere saldırışları-mı
Hicri Muharrem Ayı, tam onuncu günü
Verdi Felek hükmünü
Aşure, Muharremin bence ünü
Buğday, Nohut, Fasulye onun ürünü
Nuh’un gemisinin, meşhur yünü
Bütün yerler ve gökler o günde yaratılmış
Günahına dökmüş gözyaşını
Tövbe eylemiş âdem peygamber
Rahman ve rahim kabul eylemiş
Gökler yerler yeşile boyanmış
Ateşe atıldı hazreti İbrahim
Bir dilberin yandım karakaşına
Pişman eyledi ondaki aşkıma
Sevda sebebi ne uçan saçında
Dudağından dökülen badelerde
Nice âşıklar diz çöktü canana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!