Hoyrat gönlüm ağlar özlem kavurur,
Bağdaş kurmuş gözler yârin yolunda…
Hüzün toplar efkâr eder savurur,
Magma akar şu göğsümün solunda…
Günüm kömür bahar gözlüm gideli,
Odun yandı körük közü korladı,
At demiri ısıt Yetim Mustafa…
Öksüz kaldın çürük özü horladı,
İt emiri yiğit Yetim Mustafa…
Kıskaçla tut çekiçle vur demire,
Gel güz ömrüm film şeridi ol bir kez,
Geri gelsin bu çocuğun bayramı…
Yüz süreyim sıla candır geçilmez,
Canımda can olur bayram kavramı…
Bana gülün gül koktuğu zamandı,
Zeytin gözlüm sana döndüm gurbetten,
Aç kapını aç gözünü günaydın…
Garip gönlüm gıda alsın sohbetten,
Çok özledim bal sözünü günaydın…
Kalp kelebek sana döndü yönünü,
Sevda rüya yalan Dünya yok hayâ,
Vur hançeri bas bas gözü gör de git…
Sevdin güya yürek kaya ok yaya,
Gir içeri tas tas tuzu sür de git…
Sevda candır cana kandır şah andır,
Kara kışım sol yanımın sancısı,
Aşk bağında bir zararlı böceksin…
İçim dışım gazel gönül hancısı,
Bu çağında zor kararlı köçeksin…
Tilki yapmış yüreğine bakımı,
Güvercindir yaralıdır bu yürek,
Aç bağrımı çek tabibim hançeri…
Bu acıya sevgi gerek aşk gerek,
Aç kapıyı al gönlünden içeri…
Keser elin bıçak gibi ağrımı,
Mısralara kelepçe,
Karanlığın sesi,
Dinler nefesi,
Demirkapı,
Taş duvarlı hücreler…
Yırtılmış vay ar perdesi,
Yüzler dönmüş köseleye…
Hem torunu hem dedesi,
Yüzler dönmüş köseleye…
Ayaküstü kırk top yalan,
Yörük oğlu terk eylemiş köyünü,
Güzelim köy şimdi kalmış virane…
Yaylasında yaymadın mı koyunu?
Güzelim köy şimdi kalmış virane…
Sessizliğe bürünmüştür merası,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!