Bu dem ömrün kara kışı,
Geçti gitti bahar yazı…
Beden harap içi dışı,
Gün sayılı kaldı azı…
Tut elimden götür beni buradan,
Seninle ben bir de olsun kuş sesi…
Ezgi aksın ara sıra curadan,
Hiç kimseye sakın verme adresi…
Hele gelin dostlar Kâhta Çayına,
Gönül sofrasına mazi serelim…
Kader neler verdi ömür payına,
Acı tatlı günü tek tek derelim…
Gel güzelim tüm dertlerin kül olsun,
Ömür kısa renk katalım bu hana…
Gel özelim gönül bahçen gül dolsun,
Dizde takat gözde nur ol bu cana…
Gel bir tanem özüme sal özünü,
Bu canımdan çok sevdiğim nazlı yar,
Günler geçti selam gönder haber sal…
Hüzün sardı sensiz zindan bu diyar,
Perişanım dizler tutmaz dilim lal…
Bu kış günü bir kulak ver çağrıma,
Seher vakti gel kapımı çal canan…
Özlem ateş geldi çöktü bağrıma,
Ayrılık zor ağır yükü al canan…
Gönlüm özler dağın düzün,
Hüzün keder yüklü sözün,
Sevdalını görmez gözün,
Gurbet elde kaldım Kâhta’m…
Fitoterapi demek bitkilerle tedavi,
Bu bir bilim dalıdır uzmanı Damla Kılıç…
İyileşir hastalar göğü görür masmavi,
Bu bir bilim dalıdır uzmanı Damla Kılıç…
Çok özledim seni,
Çekirdeği özlediğim kadar,
İşe yaradı bu ayrılık,
Sevindirdi beni,
Sözleşmeli asker ol,
“Mehmet Cantekin’e Saygılarımla”
Geldi geçti yarım asır arttı acın hiç dinmedi,
Zaman bile ilaç değil bil Adıyaman dün gibi…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!