Gün Pazar vakit akşam göğüs cerrahi sessiz,
Konuk edecek yarın ameliyat masası…
Eşimle oğlum kızım bekleyecek nefessiz,
İnsanoğlu duygudur bitmez kuşku tasası…
Işıklar el sallıyor koğuş penceresine,
“Mersin Üniversitesi Göğüs Cerrahiye Sevgiler”
Erhan Ayan hocamız şefkat dolu bir yürek,
Bilgi deney yüklenmiş geçmiş takım başına…
Tanık oldum çabaya boşa çekmiyor kürek,
Derman arıyor hepsi acıya gözyaşına…
Gitti ömür yel gibi dön desem dönmez geri,
Çocukluk yarım aşlı ergenlik gözü yaşlı…
Gençliğe kurşun sıktı eli kanlı serseri,
Düşman silahlı taşlı gece günden telaşlı…
Bu gönlümün sahibini çağırın,
Kendi sarsın kanattığı yarayı…
Duymaz ise davul çalın bağırın,
Yola çıksın uzatmasın arayı…
Var sevdiğim can bulduğun toprağa,
İlk orada gördüm ela gözünü…
Selam söyle dala güle yaprağa,
Sevda yaptım seviyorum sözünü…
İnci dişler al yanaklar karşımda,
Nemli gözler o resmine bakıyor…
Bir sen varsın benim gönül çarşımda,
Sevgim derya sevdamıza akıyor…
Edasına hayran kurban olduğum,
Sana geldim nazlı gülüm bal yârim…
Hasretiyle eridiğim solduğum,
Dal gönlüme gözlerime dal yârim…
Altı Şubat saat dört on yedi,
Yer gök havar oy aman!
Arşı kapladı toz duman,
Yerle bir oldu Adıyaman!
“Hemşire Fadime Koç’a Sevgilerle”
Yattım göğüs servisinde derdime aradım çare,
Koğuştan girdi içeri hemşire Fadime Abla…
Nasıl dostum demişim senin gibi âdeme,
İhaleden merhale değiştirmiş özünü…
Avuç avuç dalmışsın fındık fıstık bademe,
Dünya malı kör etmiş o çapaklı gözünü…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!