Güle güle git dostum Kâhta’nın yiğit sesi,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Sen tanıttın ilçeyi davet ettin herkesi,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Yıl iki bin yirmi beş bu gün on altı Şubat,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Bu Dünyayla kesildi artık senin irtibat,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Çıktı mazlum rolünden geçti suyun başına,
Havuzunu doldurdu bu kendine Müslüman…
Her tat nimetler kattı süslü sofra aşına,
Nice fidan soldurdu bu kendine Müslüman…
Azgın itin keskin azı dişleri,
Tenimizde kan kırmızı iz yaptı…
Üstlendiler bütün kirli işleri,
Sorgularda direnç bizi biz yaptı…
Gece gündüz köşe bucak pustular,
Onun bunun çocuğu bir acayip mahlûkat,
Yüzü domuz derisi ağzı kenef büzüdür…
Giymiş puştluk gocuğu batıyor her hakikat,
Namertlik öz gömleği kinle nefret cüzüdür…
Felek verdin bin bir derdi,
Direnirim gündüz gece…
Bela ettin hep namerdi,
Can kemirir ince ince…
Dik dur,
Boynunu bükme sakın,
Yüreğine akıt gözyaşlarını,
Söndürsün alev alev yangını,
Kâhta’nın düzünde oy acı bir yel esiyor,
Gizli gizli akıyor yüreğime gözyaşım…
Ayaz olmuş acılar jilet gibi kesiyor,
Ellerimden tutmuyor artık canım kandaşım…
Bir lokma ekmeğe kapımda köle,
Ol diyen zalime hay hay diyorsun…
Bütün sülalene küfrü şelale,
Eden küfürbaza say say diyorsun…
Kar altında kaldırımda bir âşık,
Tek yareni solgun sokak lambası…
Pencerede ne yâri var ne ışık,
Boynu bükük zemheride çabası…
Hüzün taşır akrep ile yelkovan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!