Gülüm! Bir tanem!
Anlat diyorsun bana,
Uzun uzun anlat orayı…
Anlatsam da sana,
Yaşamadan anlayamazsın burayı…
Yandı cennet gibi ilçe,
Talan vardı daha önce…
Bu öğretmen öksüz serçe,
Mahmut yandı senle Lice…
Konu komşu kırık göçtü,
Öğretmendim düştü yolum,
Andan anı kaldın Lice…
Gün görmedi tuştu solum,
Tandan tanı faldın Lice…
Kara cahil olur şoven,
İnsan candır canlar Filiz,
Birer güneş birer yıldız,
Nasıl kıydın güpegündüz,
Öğretmenim kan içinde…
Nedir bu kin ne bu gazap?
Kaç kez düştün şirin Sise ateşe,
Zorbalarda hiç bitmiyor bahane…
Köy boşaldı kardeş hasret kardeşe,
Yaban elde gurbet kuşu her hane…
Zulüm geniş hayat bir dar açıdır,
Koydum tabakaya Sise tütünü,
Sıkıldıkça canım doladım yaktım…
Gözler şaşı olmuş görmez bütünü,
Sise yakıldıkça oturdum baktım…
Arşa çıktı duman yaktı gözümü,
Dertler yağdı yerden gökten,
Bazen seri bazen tekten,
Köyler yandı ta yürekten,
Köyüm yaran sarılmalı…
Alev sardı dört bir yanı,
Efkâr yüküyle başladı yine,
Mahpushanede akşam,
Umutların hüsranıyla uğurlandı gün,
Dert ağacında çıktı yeni sürgün,
Öncekine benzer her gece,
Gelecek kapalı kutu bilmece,
Hoyrattır mahpushanede sabah,
Ayrılık ateşine açılır gözün,
Ağustos’ta isyandadır özün,
Tepende solmuş kirli bir tavan,
Kalabalıkta ter kokar havan…
Sabah akşam sayım olur mahpusta,
Gençle yaşlı dizilirsin yan yana…
Renkli sayım iz bırakır her usta,
Yıllar geçse o an döner insana…
Üstün başın derli toplu beklersin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!