Bu sana yazdığım son yazım.
Yaşantımızda hissedemediğin duygumu,
şimdi hisset diye;
önce nefesimde ki varlığınla kaleme hohladım.
Sonra kalemi kalbime sapladım.
Ölüm, belki de saniye sürmeyecekti.
Ben her hapşuruşta,
sen çok yaşa derdin...
Ben de senle mutluluk dünyasında yaşayacağız diye sevinirdim...
Meğersem, bana sensizlik hayatını vermek içinmiş;
ÇOK YAŞA DİYİŞLERİN! ..
Seni düşünmeden seni düşünmek.
Seni görmeden seni görmek.
Seni hissetmeden seni hissetmek.
Seni anlamadan seni anlatmak.
Seni sevmeden olmuyor.
O yüzden bana kızma...
Ulaşılmaz uçlarda yaşarsın.
Hasret dualarıyla açarsın.
Zorluk kokuna doymaksa...
O zaman ölüm sana varmaktır;
Dağ Çiçeğim...
Düştüm ecelin avuçlarına;
saklı yürekte bir ışık gibi,
söner, söndürülürüm acımasızca...
Kalpsizlik kalbinde kaldım;
üşür, donarım gecelerde,
Ağlıyorum diye karanlık bana küsmüş,
bir yalnızlığım vardı,
o da halime üzülmüş..
Sessizlik desen,
çaresizliğime feryat salmış..
Hayat bir savaştır.
Ya savunma yapacaksın;
Yaklaştırmayacaksın kimseleri kendine...
Ya da saldırı yapacaksın;
Kıracaksın yaklaşanı kendine...
Hayat, insanın kendisiyle en büyük savaşıdır.
Sen yüreğimden çıkmak için çırpınırken,
ben yaşamak için direniyordum...
Ölüm ile yaşam arasında,
gelip gidiyordum! ..
Küçük çocuk gibi ağladım durdum;
Zalimliğe bürünen bu hayattan,
belki sevgiyle seni alabilirim diye...
Ama hayattan tek aldığım;
sevgisizlikle yalanlaşmış,
sahte hayatlardı! ..
Adaleti hepimiz yanlış anlıyoruz.
Adalet, bizi yönetenlerin uygulamaya sokması gereken bir şey değildir.
İnsanların kendi içinde yaşatması gereken bir şeydir.
Bizi, kağıt parçasının üzerindeki harfler değil;
Kendimiz yıkıyoruz...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!