Kuş İnsan Ölüm Şiiri - Nimet Öner

Nimet Öner
567

ŞİİR


89

TAKİPÇİ

Kuş İnsan Ölüm

Kuş İnsan Ölüm

Özgürlük kuşun kanadında,
kuş avcının markajında,
avcının ensesinde ölüm.
Göğün alnına sürülmüş
ince bir sabah ışığı vardı.
Gece, karanlığını henüz toplamamış,
dünya, uykuların içinden
yarım bir ah çekmişti.
Uzakta, ıslak dalların ucunda
bekleyen serinlik,
toprağın göğsünde yatan çiğ,
rüzgârın omzuna baş koymuş yapraklar
henüz kimsenin suç işlemediği
bir sabahın masumiyetini taşıyordu.
Sonra bir kuş havalandı.
Sanki göğün içine dikilmiş
küçük, çarpan bir yürekti o.
Kanatlarının altında
yalnızca hava yoktu
kaçış vardı, umut vardı,
yaradanın bir canlıya verdiği
en eski dua vardı.
kuşlar
sadece uçmaz,
bir halkın iç çekişini,
bir çocuğun yarım kalmış gülüşünü,
bir kadının susarak büyüttüğü çığlığı,
bir ihtiyarın pencerede bekleyen gözlerini de
kanadında taşır.
Özgürlük biraz böyledir işte
elle tutulmaz,
kafese sığmaz,
ölçüye gelmez,
Görmek isteyene görünür
Bir kuş havalanınca görünür.
Bir çocuk korkmadan gülünce görünür.
Bir kadın başını ilk kez eğmeden yürüyünce görünür.
Bir insan
hayır demesi gereken yerde
sesini geri yutmayınca görünür.
Dünya,
özgürlüğü seven kadar
rahatsız olanları da taşır bağrında.
Aşağıda biri vardı.
Çalılıkların suskunluğu içine sinmiş,
nefesini avuçlarında saklayan,
bakışlarını bir canlının üzerine kilitlemiş
karanlık niyetli biri.
Adı avcıydı
her avcı ormanda gezmez.
Bazısı meydanda gezer,
bazısı sofrada oturur,
bazısı bir evin içinde yaşar,
bazısı bir cümlenin içine saklanır,
bazısı sevgiyi bile nişan alır.
Elinde silah olan herkese avcı denmez
merhametini kaybeden herkes
bir avcıya dönüşür biraz.
Onun gözlerinde
göğü seyre dalan bir insanın hayreti yoktur
Sadece düşürmek
Yere indirmek
Susturmak vardır.
Kanadın hakkını
kurşunun buyruğuna vermek.
Kuş uçuyordu.
Avcı bakıyordu.
Ve dünya,
iki irade arasında
ince bir tel gibi geriliyordu.
Bazen hayat
bir tetiğin ucu kadar küçülür.
Bütün mevsimler,
annelerin duaları,
çocukların yarınları,
çiçeklerin vakti,
göğün maviliği
bir parmağın karanlığına sıkışır.
İşte o anlardan biriydi.
Rüzgâr yavaşladı.
Ağaçlar
kendi gölgelerine çekildi.
Bir dere,
akmayı unutmamak için
taşlara daha sıkı sarıldı.
Tabiat bilir
İnsanın içindeki kötülük
bazen depremden daha ağırdır.
Avcının parmağı
tetiğe yaklaştı.
İnsan en çok da
kendini haklı sanırken korkunç olur.
Belki bu sadece bir kuş dedi içinden.
Belki ben hep böyle yaptım.
Belki güç bende.
Belki vururum, düşer.
İşte zulüm tam da böyle başladı.
önce bir canlı küçültülür,
sonra can almak
sıradanlaştırılır.
Oysa hiçbir can
sadece değil.
Bir kuş
yalnızca kuş değil.
Bir ceylan
yalnızca ceylan değil.
Bir kadın
yalnızca susan biri değil.
Bir çocuk
yalnızca küçük bir beden değil.
Ve insan
yalnızca etten kemikten ibaret değil.
Her canın arkasında
ona üflenmiş ilahi bir sır var.
Sonra o ses duyuldu.
Kurşun,
havayı delmedi sadece
sabahı paraladı
sessizliği parçaladı,
masumiyetin alnına kara bir nokta ekledi
Kuş birden sarsıldı.
Kanadı,
göğün yazdığı cümleden
düşen bir kelime gibi titredi.
Hava onu taşımak istedi,
acı ağır geldi.
Rüzgâr onu saklamak istedi,
yara erkenciydi.
Gökyüzü geri çağırmak istedi,
kurşun insandan çıkmıştı bir kez.
Ve kuş düştü.
Bir yaprak gibi değil,
bir yıldız gibi değil,
bir ömür gibi düştü.
Sanki dünyadan
küçük bir özgürlük parçası kopmuştu da
toprağa çarpıyordu.
İşte en korkuncu buydu
Bir kurşun
yalnız bir bedeni değil,
hepimizin içindeki
uçma ihtimalini vurur.
Avcı yürüdü ona doğru.
Zafer sandığı sessizlik
çevresinde büyüyordu.
o sessizlikte
garip bir şey vardı.
Ne kuşun düşüşü tam düşüştü,
ne adamın kazancı tam kazanç.
Birşeyler yarım eksik köhne birşeyler tam rezillik ti
öldüren hiçbir zaman
tam kazanmaz.
Bir canın sönüşü
önce öldürenin içindeki ışığı karartır.
Merhameti kırılanın
elinde silah olmasa da
ruhu barut kokar.
Avcı eğildi,
Kuşun gözleri açıktı.
O küçücük gözlerde
korkudan çok
hayret vardı sanki.
Gökyüzü bu kadar büyükken
sen neden bu kadar küçüldün ey insan diye haykırıyordu sanki bakışları.
İnsan bazen
bir kuşun bakışında
bütün mahkûmiyetini görür.
İşte tam o sırada
avcının ensesine
görünmeyen bir soğukluk değdi.
Ne rüzgârdı,
ne gölge,
ne de sıradan bir ürperti.
Ölüm,
uzun zamandır arkasında duruyordu da
ilk kez nefesini hissettiriyordu.
Ölüm,
yalnız mezarlıkta beklemez.
Bazen kötülüğün hemen arkasında durur.
Bazen zulmün gölgesine yaslanır.
Bazen insanın ensesine
sessizce yaklaşır
ve kişiye kendi sonunu fısıldar.
Avcı bir an dönmek istedi.
insan
her zaman arkasındaki hakikate dönemiyor.
Bazı yüzleşmeler
yüz çevrilerek değil,
iç çöküşle yaşanıyor.
Silah elinden kaydı.
Dizleri çözüldü.
Göğsüne bir ağırlık indi.
Nefesi büyüdü,
dünya daraldı.
Kalbi,
kendi içinde çarpan bir mahkeme gibi
duvarlarına vurdu.
Adalet
her zaman mahkeme salonlarında başlamaz
Bazen insanın kaburgalarının arasında başlar.
Bazen vicdan
gecikmiş bir peygamber gibi
ansızın gelir.
Bazen bir bakış,
bir susuş,
bir düşen tüy,
bir açık göz
bir ömrün bütün savunmasını çökertir.
Avcı o an anlar
en büyük nişan
başkasının bedenine değil,
kendi sonuna alınmıştı.
kuş avcının markajındaydı,
avcı da
ölümün markajındaydı.
Ve ölüm,
hep sandığımız gibi son değil
Bazen bir insan
ölmeden önce ölür.
Merhametini gömdüğü gün mesela
Bir canı hiçe saydığı gün ölür.
Kendini Tanrı yerine koyduğu gün ölür.
Başkasının kanadını kırarken
kendi ruhunun da düştüğünü fark etmediği gün ölür.
Kuş yerdeydi.
Garip bir şekilde
yenilmiş görünmüyordu.
Kanadı kırılmıştı belki,
Bedeni hâlâ gökteydi.
bazı düşüşler
yenilgi değil,
şahitliktir.
Bir kuşun yere düşmesi
bütün göğün
insan hakkında ifade vermesidir.
Toprak onu usulca bağrına aldı.
Otlar eğildi.
Bir taş sustu.
Bir dal çatırdamadı
tabiat,
ölümlerde
gürültü etmeyi terbiyesizlik sayar.
Çünkü ölüm sessizliği diye bir şey var
Ve gökyüzü
uzun uzun baktı aşağıya.
Hiçbir şey söylemedi.
mavilik
susarak lanet okudu
o sabah şunu öğrendim
özgürlük en çok
onu anlamayanların hedefindedir.
Kuşlar en çok
uçtukları için vurulur.
Kadınlar en çok
baş kaldırdıkları için susturulmak istenir.
Çocuklar en çok
masum oldukları için incitilir.
Ve zalimler
hep kendilerini güçlü sanırlar
ta ki enselerinde bekleyen
o görünmez nefesi hissedene kadar.
Her avcının ensesinde
bir ölüm nöbet tutar.
Her zulmün arkasında
bir hesap yürür.
Her karanlığın dibinde
bir sabah birikir.
Ve her kurşunun arkasında
onu sahibine iade edecek
ilahi bir sessizlik vardır.
Şimdi ben bu dünyaya bakınca
yalnız kuş görmüyorum.
Kanadına özgürlüğü bağlamış
bütün insanları görüyorum.
Bir sokakta susmayan kadını,
bir sınıfta başını kaldıran çocuğu,
bir tarlada alnının teriyle yürüyen köylüyü,
bir şiirde gerçeği söyleyen kalemi,
bir annenin yeter diyen gözlerini,
bir halkın diz çökmeyen sesini duyuyorum
Ve avcıyı görüyorum.
Bazen üniformada,
bazen kravatta,
bazen aile sofrasında,
bazen sevgi kılığına girmiş tahakkümde,
bazen kanun diye konuşan adaletsizlikte,
bazen sus pus olmuş kalabalıklarda.
En çok şunu görüyorum
Hiçbir avcı sonsuz değil.
Kuş vurulur.
Kanat kırılır.
Sabah kararır.
İnsan ağlar.
Dünya susar.
Gerçek
er ya da geç
yine aynı yere gelir.
Özgürlük kuşun kanadında,
kuş avcının markajında,
avcının ensesinde ölüm.
ölümün ensesinde de
adalet var.
Geç kalmış,
sessiz,
ürkütücü olsa da
şaşmaz bir adalet.
Bu yüzden
göğe bakan her kuşta
bir dua saklıdır.
Bu yüzden
kanadını koruyan her canlı
yaradılışın şerefini taşır.
Bu yüzden
bir cana kıyan herkes
önce kendi sonuna yaklaşır.
Ey avcı,
sen kuşu nişan aldığını sandın.
Oysa göğü karşına aldın.
Bir canı düşürdüğünü sandın.
Oysa kendi ruhundan bir parçayı düşürdün.
Kazandığını sandın.
Oysa ensende bekleyen
o sessiz gölge
çoktan adını ezberledi.
Ey kuş,
sen düştün belki
Bilesin ki, özgürlük düşmedi.
Sen sustun,
gök senin yerine konuştu.
Sen toprağa değdin
anlamın
hâlâ kanatların kadar yükseklerde
Ve ey insan
hangi taraftasın,
onu iyi seç.
bu dünya
sadece yaşayanların değil,
nasıl yaşadıklarının da kaydını tutuyor.
Bir gün
hepimiz bir kuşun bakışında
kendimize rastlayacağız.
Bir gün
hepimiz ensemizde
bir nefes hissedeceğiz.
Bir gün
hepimiz
ya özgürlüğün yanında
ya avın yanında
ya da ölümün karşısında duracağız.
İşte o gün
ne silah konuşacak
ne bahane.
Sadece gerçekler kalacak.
Ve bu tek cümle bütün göğü dolduracak
Özgürlük kuşun kanadında,
kuş avcının markajında,
avcının ensesinde ölüm.

Azra Nimet Öner

Nimet Öner
Kayıt Tarihi : 19.3.2026 01:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!