Bizim evin bahçesine yerleşmiş tekir kedi;
Kapıcıya çok yakın, hemen kapının dibi.
Kırık dökük bir divan, birkaç sandalye de var,
Oluvermiş Tekir’e han hamam ve saraylar
Eh, bu kadar konforu bulmuşken bizim kedi,
Boş duracak değil ya, izdivaç yapıverdi....
Altmış-yetmiş gün sonra, minik üç tekir daha,
İzin mizin almadan daldılar aramıza.
Onlar da büyüdüler biraz güle oynaya;
Yavrunun biri tekir, bir diğeri sarmandı,
Diğeri kırçıl renkti, bedeni iri yarı…
Bu arada sıcaklar arttı mevsim gereği,
Bahçede hak sırası gelmişti kendisine.
Köse kovdu onları, hem de pisi pisine!
Elinde bir eldiven, uzun zaman uğraşıp,
En sonunda kıstırdı biçare kedileri…
Bir çuvala doldurdu, götürüp koydu parka,
Yanlarına bırakıp bir haftalık nafaka.
"Al bakalım kedicik, işte yemek işte park;
Bebelerinle birlikte yat, otur keyfine bak!"
Fakat döndü geriye, kedi yavrularını arar…
Uzun zaman ağladı, bağırdı ya nafile;
Duymadı feryadını yavrular, bir an bile.
Hepimiz çok üzüldük kedinin bu haline,
Başladık bir ağızdan kızgın laflar etmeye:
"Bu kediyi üzdün ya, Allah seni ne yapsın!"
Neyse, bir akşam vakti dışarıda bir gürültü;
Damdaki asmalarda bizim kedi göründü!
Yanında yavruları, nispet yaparcasına,
Kösenin yazlığında ona bakarcasına...
Bu kaos da böylece mutlu sonla kapandı;
Kediler asmalarda, salıncakta sallandı…
Hatice AK
Hatice AkKayıt Tarihi : 11.07.2015 18:31:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



