güneşin ufuk çizgisine bıraktığı o zoraki gülümseme
bir an karardı gözlerim
nereye, hangi yöne aktığımı bilmeden
kendi içimin derinliğine sızdım
vurdukça şavkı yaktı ortalığı, ışıklar hare hare
kimliksiz bir gölge gibi bakıyordum suyun yüzüne
gelemeyeceğini bile bile, umutsuzca birini beklemekti bu
belki de her mevsimde aynıdır akşamın ağlayışı
yeni pencereler açılıp sırlar karanlığa karışırken
yıldızlar yakamozlara el sallar, ay hırçın dalgalara göz kırpardı
zamanın yükü ağırlaşırdı o kumsalda bir başına
uzak iklimlerden kopup gelen sevda rüzgârları
anıları kafilelerle savururdu ruhuma
heyhat artık hiçbir şey mülkiyetinde değil dünyanın
konuşmak, anlatmak, dokunmak bile ağır
kazara verilmiş bir selam, içindeki fırtınaları tetikleyecek sanki
yine de o eski nezaketiyle susturur gürültüsünü
vardır bir hikmeti der ve kaldığı yerden devam eder düşünmeye
sonun nereye varacağına aldırmadan
bir şeyleri yitirmiş gibi yürür adımları yettiğince
duygularını kaybetmekten korkup uzaklaşmak istedi
belki de ebediyen yaşatmanın tek yolu buydu: vazgeçmek
başlarda katlanılmaz sanılır o sızı
ama her akla gelişinde
kuru bir tebessüm konar belli belirsiz dudak kıvrımlarına
dönülmez ufuklara bir gidiştir bu
anlatılamaz, ancak sessizce yaşanır
her sabah uyandığında ilk onun nefesini dilemek
ona sarılmakla başlamak istersin güne
o sevilmediğini sanır oysa dilsizdir en derin hisler
belki de sevmek, biraz da dokunmaktı ruha
bilemedim
bildiğimse bir kez daha düşündüğümde
beni bu ıssızlıkta bırakıp gitmeyeceğin
25.06.2010
Hatice AkKayıt Tarihi : 11.07.2015 18:30:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



