Ne bir dondurma, nede bir elma şekeri kandırabildi beni
İçini açmaya kıyamadığım kumbaramda
çocukluğumun ilk harçlığıydın.
Bu yüzdendi belki de cimriliğim
Aklımda, fikrimde, kumbaramda sen
Ağustos ayında kopan fırtınalar üşütüyordu ölümü
Kökü olamayan bir çiçek kaç gün güneşe tutunursa,
Ölümüm de sana tutunuyordu, üşüyordu…
Hasretinin mevsimini yaşıyorum
Yokluğun güneşi de üşütüyor
Oysa ayaz gecelerimin sıcağıydın, yalnızlığımın kalabalığı.
Derler ki, "Acıdan beslenirmiş şairler"
Yeter!
Bir lokma da sen al...
Bana öyle bakma deme
İnan unutmuş şairler yazmayı,
ben gözlerinde şiir arıyorum.
Bir tek senin israf edilmemiş duyguların
Gün olur
sahte sevgiler birikir etrafında
geçmişi özlemle anarsın
Çok uzaklardan gelirim aklına,
yol yorgunu düşlere dalarsın...
Ne kapris ne de elveda
Aşk dediğin sarhoş bir türküde geçen adındır
Beni sevdana mahkum eden cennetteki şarap tadındır...
Yine gece, yine hüzün
Kaleminden geleni ardına koyma şair!
Şiire dök mutsuzluğu...
Dilimi ayrılık yarası lal etti
Sen anlat onsuzluğu...
Dün başladı yine
bugün değişen hiçbir şey yok.
Bir anlam veremediğim güneş doğdu yine
alacasından çıkıp karanlığın.
Zaten karanlıktım ben de
ufkum gibi, umudum gibi
Saçlarından bir tek teli
Koparsaydı sevda yeli
izin alıp Allahım´dan
Ben koparırdım kıyameti
Şimdi ise gidiyorsun
Geri getirir mi tebessümü
ömrümüzden çalan hırsız?
Daha önce de talan edildi yüreğim
Ne koruyanı ne de bekleyeni kaldı
terkedilmiş şehirler kadar ıssız...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!