Kırmızılı Sultan Şiiri - Nimet Öner

Nimet Öner
588

ŞİİR


90

TAKİPÇİ

Kırmızılı Sultan


KIRMIZILI SULTAN

Bir kadının değil, bir rengin ağıdı
Acının rengi nedir, diye sordum.
Gül sustu.
Dikeni konuştu.
Kan sustu.
Toprak konuştu.
Gün battı
Gökyüzü kızardı
Ay tutuldu
Gece, yüzüne utancı sürdü.
Nevruz ateşi yükseldi.
Küllerin içinden yeniden doğan hayat, kendini yine kırmızıyla anlattı.
Bir gelin odasına girdim.
Zifafın eşiğinde umut kırmızıydı.
Bir anne doğuruyordu.
Canın kapısından geçen hayat, kırmızıydı.
Bir şehit toprağa düştü.
Vatan, kanın rengini ezberledi.
Bir çocuk annesini bekliyordu.
Ayağındaki çoraplar kırmızıydı.
Ve sonra
Bir kadın geçti önümden.
Baştan ayağa kırmızı.
Adı
Sultan'dı.
Ne tuhaf
Adı Sultan'dı.
Ömrü boyunca kendine ait bir saltanatı olmadı.
Tahtı yoktu.
Tacı yoktu.
Sarayı yoktu.
Yalnızca suskunluğu vardı.
On beş yaşında bir öğretmenin gözlerine bıraktı kalbini.
Aşk sandı.
Ömür sandı.
Yuva sandı.
Sonra bir gün
Sevdiği adamın gözleri, kırmızı giyen başka bir kadına takıldı.
İşte o gün
Bir genç kız, sevginin renkle kazanılacağını sandı.
Ve ömrünü kırmızıya emanet etti.
Elbiseleri kırmızı
Eşarpları kırmızı
Ruju çantaları kırmızı
Dünyası kırmızı.
Belki her sabah aynaya bakıp,
Bugün beni sever mi?
diye sordu.
Mesele kırmızı değildi.
Mesele
Merhametini kaybetmiş bir yürekti.
Sonra kıskançlık geldi.
Şiddet geldi.
Hakaret geldi.
Korku geldi.
Bir ev, yuva olmaktan çıktı.
Duvarlar duydu.
Kapılar sustu.
Bir kadın, her gün biraz daha kendi sesinden uzaklaştı.
İnsanlar yıllarca onun kırmızısını konuştu.
Düşünüyorum da,
Acaba
Yüzünü neden bu kadar boyuyordu?
Belki
Morluklarını gizliyordu.
Belki
İçindeki çığlığı susturuyordu.
Belki,
Kendini.
Sonra başka bir şey daha düşündüm.
Trafik ışıkları da kırmızıydı.
Kırmızı
Dur.
demekti.
Belki her sabah kırmızıya bürünerek,
bütün insanlığa
sessizce şunu söylüyordu,
Dur.
Bir kadına el kaldırmadan önce dur.
Bir kalbi kırmadan önce dur.
Bir çocuğun annesini elinden almadan önce dur.
Bir insanı yargılamadan önce dur.
Kim bilir
Belki kırmızı, onun pankartıydı.
Biz elbiseyi gördük.
Çağrıyı duymadık.
Sonra anladım.
Kırmızı
Sadece bir renk değilmiş.
Bir gülün gülüşüymüş.
Bir dikenin acısıymış.
Bir gün batımının vedasıymış.
Bir ay tutulmasının sessizliğiymiş.
Bir Nevruz ateşinin dirilişiymiş.
Bir gelinin umuduymuş.
Bir annenin sancısıymış.
Bir şehidin emanetiymiş.
Bir sultanın saltanatıymış.
Yıllarca şiddet görmüş bir kadının,
kimsenin okuyamadığı günlüğüymüş.
Bir daha kırmızı giyen bir kadın gördüğünüzde,
elbisesine değil,
Hikâyesine bakın.
kadınlar,
bir ömür aynı rengi giymez.
Bir ömür aynı yarayı giyer.
Bu gün öğrendim ki,
Acının rengi kırmızı değil.
Kırmızı, acının susarken konuştuğu en eski dilidir.

Azra Nimet Öner

Nimet Öner
Kayıt Tarihi : 17.07.2026 18:34:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!