Bu gece
gökyüzü, kendi yüzünü benden sakladı.
Karanlığına biraz daha çekti beni.
insan,
en çok gök sustuğunda
kendi içine düşüyormuş.
Çocukluğum,
ceviz ağacının altında unutulmuş
eski bir gölgeydi.
Rüzgâr geçtikçe
yapraklar değil,
adımı bilen yıllar dökülürdü toprağa.
Şimdi o ağacın önünden geçsem,
beni ilk o tanır.
Bazı acılar
kanamaz.
Yalnızca insanın içindeki mevsimleri değiştirir.
Bir gül,
dalında açmaya devam ederken bile
ben,
içimde uzun zamandır
hiç bahar olmadığını fark ettim.
annemin sesini hatırlamaya çalıştım.
Ses gelmedi.
Yalnızca,
eski bir evin tahta kapısı
rüzgârla yavaşça sallandı.
İnsan,
bazen bir sesi değil,
o sesin bıraktığı boşluğu özlüyormuş.
Gece ilerledikçe,
ay,
kırık bir tabak gibi
bulutların arasına saklandı.
Ben,
elimi göğsüme koydum.
Kalbim atmıyordu sanki;
yalnızlığım,
benim yerime yaşamaya devam ediyordu.
Biliyor musun...
Ölmekten hiç korkmadım.
Beni korkutan,
bir gün adımı hatırlayan son insanın da
sessizce çekip gitmesi.
Çünkü insan,
mezara değil;
unutulduğu gün
ikinci kez gömülüyor.
Şimdi her akşam,
pencereyi usulca açıyorum.
Belki rüzgâr,
benden yıllar önce ayrılan
eski bir zamanı geri getirir diye.
Gelmiyor.
Yalnızca,
uzaktan geçen bir kuşun kanadında
eksik ömrümün sesi duyuluyor.
Ve ben,
kimseye söylemediğim bu kışı,
her sabah yeniden giyiyorum.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 11.07.2026 08:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!