Eskiden insan susup kendini tartarmış,
Şimdi herkes kendi sesine hayran yaşarmış.
Bir “beğeni” uğruna kırk takla atarmış,
Ruh aç gezerken ego kebapla yatarmış.
Eskiden edep vardı, söz önce tartılırdı,
Büyük girince odaya sesler hemen kısılırdı.
Yarım bilgiyle Kibir göğe yükseliyor,
İki söz ezberleyen alimim sanıyor.
Tevazu dedikleri eskimez bir cevherdir,
İnsanı insan yapan görünmeyen değerdir.
Meyveli dal eğilir, boş dal dimdik durur,
En çok gürültü yapan içi boş teneke olur.
Kibir Wi-Fi gibidir çekti mi azar azar,
İnsan kendini över, çevresi sessiz kaçar.
Tevazuysa sobadır; yanına gelen ısınır,
Bir güzel söz uğruna nice kırık kalp onarır.
Şimdi herkes “ben benim” diye geziyor ortada,
Sanki dünya onların tapulu arsası da.
Oysa kefen cebsizdir, hesap ağır sorulur,
Toprağın altında herkes aynı boya vurulur.
Az bilen çok konuşur, çok bilen susar biraz,
İçi dolu testiler yokuşta etmez avaz.
Adamlık gösterişte parlayan bir taş değil,
Bir garibin gönlünde yaşamaktadır asil.
Tevazu boyun bükmek değildir her önünde,
Haddini bilmektir biraz dünya düğününde.
insanı büyüten yüksek sandalye değil,
Bir yetimin duasıdır, başka servet değil.
Günün sonunda anlar insan şu hakikati:
Kibir ateş büyütür, tevazu insanlığı.
en derin nehirlerin
Sesi az çıkar; yükü ağırdır onların.
Kayıt Tarihi : 15.05.2026 20:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı şiirler okunmaz, insanı kendisiyle yüzleştirir... Bu şiir; kibirle yükseldiğini sananlara, tevazunun gerçek büyüklük olduğunu hatırlatan bir gönül çağrısıdır. Çünkü en derin nehirlerin sesi az çıkar...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!