Duvarlar örüldü
Etrafımdakiler örtülü
Örenler aldılar tüm görüntümü
Görüntüsüz dört duvar örgüsü
Başıma çorap örenler!
Sürgün gidince ışığı gündüzün gecenin siyahına
Sende tutsak düşüncelerim
Gecenin dili gözlerinde bir ışık ararken
Kendi ruh halimin yansıması yüzündeki
Yüzüne gölgem düştü
Ah zaman benden aldıklarını bana geri vermiyorsun
Ben her şeyi sana bırakmıştım oysa
Sen ne kötü bir emanetçiymişsin
Zaman benle alıp veremediğin nedir?
Yakıt diye ömrümü kullandığın bu yolculukta
Sen sadece bedenimi eskitebilirsin!
Zamanda yolculuk ruhsal ve bedensel bir çözünme
Yakıtı ömürdür.
Varacağın yer hayallerin
Ah zaman sen hep son sözü söylüyorsun
Ama bu kez kurmayacağım bir hayal
İndirecek bir yer bulama diye beni
Aklımdan sen geçiyorsun,zaman durmuş düşünürken seni
Oysa sen yoksun ama aşkın var kalbimde
Hiç olmadığın kadar çok yaşıyorsun
sabredemediğim bir zamansızlığı tüketmek için yaşıyorum
Meğer kayıpmışsın sen,ben zaman aşığı
Ne güzel şey insanların arasına karışmak
Zırhını çıkarıp güvenmeyi başarabilmek
Ya da hiç umursamadan bir beklentiye kapılmadan
Zırhını çıkarınca biri saplar çakısını diye korkmadan
Hayata dair her şeyi kabul etmek
İyi ile kötünün yan yana olduğunu
Nelere Yetmedi ki ömrün , oysa nelere yetebilirdi
Geçen her zaman tanrı vergisiymiş oysa
Neler sığdırılabilridi mesela
Neler yapılabilirdi veya neler öğrenilebilirdi
Ömrünü nasıl harcadığından ziyade
Kimlerle harcadığın da önemlidir
Yüzyılın sevgisizliği
Birikmişliği kiri pası
Hep sonsuz zannederiz
Aklımızdaki karamsarlığı
Kirini pasını silebilseydi
Hep bir yerden yakalamak isterken hayatı
Ya ucunu kaçırdık ya da
Bir kedinin yumakla oynaması misali
Düğüm ettik yüzümüze bulaşltırdık .
Bize miras kalan yüzyıl süren yalnızlık
Ve anlamsız kalabalıklar oldu .




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!