Evlat babasından şüphe ederse
Yaşamanın tadı kalmaz orada
Kardeşim kardeşe kini güderse
Huzurdan bahsetmek olmaz orada
Dünyalık menfaat öne çıkınca
Görmüştüm mis gibi kokan bir damı
İneğin öküzün kokusu sinmiş
Seksen eylülünde gördüğüm damı
Gençler ezilerek ölüme gitmiş
Gün gecmez tezgahta yeni bir oyun
Bir hal oldu insanlara, dürüstlüğü taslarken
Varmıyor ki farkına, düştüğü yalan yanlış içine
İncecik filiz boylu, tomurcuğu patlatırken
Yayıyor pis kokuyu, açarken gül çiçeği
Parfümü aratmıyor, dolduruyor ciğerimi
Dünyada yaşarken, ölüp de diri gibi yaşayan
Anlasa dinlese, bir hisse alsa
Aklına azıcık söylenen yatsa
Ulu söz dinleyip gereği yapsa
Yetişen nesiller olur mu bozuk
Kitabı okuyan, kitabı sevmez
Anlasa dinlese, bir hisse alsa
Aklına azıcık söylenen yatsa
Ulu söz dinleyip gereği yapsa
Yetişen nesiller olur mu bozuk
Kitabı okuyan, kitabı sevmez
Uzatırken elini, yüzüme hiç bakmadı
İnsanlığı körelmiş acıtmaz yüreğini
Hırsına yenilerek, insan diye saymadı
Sevgisi olmayanın, olur mu merhameti?
Unu kuru diyorlar, eyvallahı hiç yokmuş
Canıma kastetmiş de, bilmeden o güzeli
Kandan o elbiseyi, hediye diye giydim
Düşünmeden sonunu, gönül sevdi ebedi
Canımın içi diye, ömrümü heba ettim
Bedeniyle yüzüyle, sahte olan sözüyle
Ömrümün son deminde
Ömrümün son deminde vermeseler acıyı
Gönlüne gül verdiğim, ömür katar demiştim
Görmeseydim son günde, şu verdiği sancıyı
Dikeni veren cahil hiç yapmazdı demiştim
Kum gibi kaynayan güzel gözleri
Gülerken görünce kendimden geçtim
Gönülden gönüle ince bağları
Örerek ömrümü ömrüne verdim
Karlı dağın esen serin yelleri
Ömrümü Yiyenler
İnsanları insan yapan özüdür
Akıllıya yönü veren kalbidir
Halden hale sokan bir çift sözüdür
Ömrümü yiyeler vallah bellidir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!