Bir huzur isterim yaşadığım vatanda
Korku bilmeden, yüreğim çarpmadan
Gece gündüz ağıt sesi duymadan
Düşünmeden yaşasam anavatanda
Ne olacak yarın diye düşünmesem
Aradım geçmişin güzel ruhunu
Aradım yıllarca kimse bilmiyor
Ne yerini bilen var nede yurdunu
Geçmişi anlatan biri gelmiyor
Insanın gönlünde güller bitiren
Biriktirdim yıllar yılı durmadan
Sel suları her gün ceb'e akarken
Helal, haram asla bir gün sormadan
Mutlu oldum yeni servet akarken
Göz yaşı akarken oluşan maldan
Bir kaç diplomayı asmış duvara
Burunlar büyümüş halka kızıyor
Uzanmış gölgeye ayak havada
Bir de milletime küfür ediyor
Halka cahil deyip alay edersin
Bir kadın deyince
Hemen kaşı, gözü gelir akıllara
Var mı hiç biri diğerinden bir farkı
Hepsi aynı insan değil mi?
Yaratan yaratmışta,
Sen mi ararsın kusur?
Bir kahveyi yudum yudum içerken
Aklımda fikrimde bir tek sen varsın
Unutmadım asla geçmişim varken
Gözümde gönlümde bir tek sen varsın
Karşılıklı bakarken dillerim sustu
Anadolu insanı, gülmez oldu yüzleri
Söyle gardaş söyle de, âlem duysun halını
Güz gülleri gibisin, gözünden döküleni
Anlat gardaş bilelim, kim yaktıysa canını
İki öne bir geri, sallanarak giderken
Anadolum, Can Ana Dolu
Uğruna canlar verilen, kanlar dökülen
Dört mevsimi, bir günde yaşatan
Canıma can katan, yiğidi sevdaya salan
Güzelin gözünde deryayı bulan
Kaşlarını yay, kirpiklerini ok yapan
Şu güzelim ülkeme de baksana
Her bir yerde farklı lisan olsa da
Tatarı, kürdü, Çerkez’i lazı da
Hepsi yaşar Türk’üm diye burada
Aynı vatan, aynı bayrak altında
Ana Kurt'a sormuşlar, "söyle derdin nedir ki?"
Ana der ki, "ah oğul", "göz değil, özüm ağlar"
Dağ başına savrulan, rüzgârdaki kül gibi
Kızgın tava içinde, kuduran özüm ağlar
*
Elek gibi delinmiş, yüreğim darma duman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!