Kazan
Dumanı göğe ağan ocaklarda, harlı ateş,
Odunun közü ile, tencere olurken kardeş,
Köyün orta yerinde, kurulan o büyük sofra,
Bereketin simgesi, sanki mübarek bir tuğra,
Kaynayan sütün rengi, beyaza çalan bir nehir,
İnandım sana...
Abarttım hüznü...
Yaklaştım bilinmeze...
Affımı istedim, eziyet edenden...
Bıçak değdiğinde eline,
Fena halde, bütün bedenini kestim...
Sür
----boyayı
--------git
------------maça,
Yüze,
----göze,
Sezseydim eğer, hasretin bu denli yakacağını,
Ayrılmazdım gölgenin izinden, bir an bile,
Fark etseydim, devasız kalmanın ağırlığını,
Gövdemi duvarlara, çarpmayı sürdürürdüm.
*
Senin nefes almadığın, bir güne uyanmaktansa,
Ay geceleri yalnız,
Gecenin karanlığında ben yalnızım,
Uzak tepelerde servi ağaçları,
Nefesimde dehşetli bir don,
İç karartıcı sessizlik.
Kimimiz, yufkayı serdik,
Kimimiz, tandırı ve ocağı yaktık,
Kimimiz, sardık heveslerimizi dürümlere ve sıkmalara,
İştahla aktı leziz nimetler, açlığımızın önünde.
*
Kimimiz, böldük somunu,
Dağlar başı, duman tütmüş,
Yankılanır, o gür sesler,
Bülbül güle, veda etmiş,
İnlemekten, susar hisler!
*
Meydan yeri, erler dolsun,
Titrer ellerim, tutmaz dizim tam karşında,
Bekledim bu vuslat anını, aylar yaşında,
Bir soğukluk, bir yabancılık var bakışında,
Verdiğin karar ne olursa, boynum kıldan ince,
Susarım ben kaderime sessizce, derince.
*
Altmışların ortası mı, geldi diye,
Birikti dertler zihnimde,
Koptu fırtınalar gönülde,
Azaldı sakinlikler, bilmem ama niye,
Ve o duyguların, ettik içine,
Yalanla yanlışı, fazla mı iç içe ettik diye,
Yürüdüm küllerin arasında, suyu aramadım hiç,
Ruhumun çölünde, kaç serap gördüm de geçtim,
Sanki dertten, neşeden, arındım da seçtim,
Hangi uçurumun kenarında, dursan da yetiştim.
*
Sızlarken, içimi sarar bu derin sükut,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!