Sonsuzluk ufkunda, ey nazlı yıldız...
Elem ve tasayı, sil sen Sıtara.
Göklere erince, kalmazsın yalnız...
Işığın şavkını, sal sen Sıtara.
*
Karanlık çökünce, korkuya değil!
Ey
----tufanı
--------ve fırtınayı
------------bilen
----------------Adem,
Sular
Sisli bir akşamda, göle bakarken,
Hüznün esareti, hasta bir hayal,
Solgun renkler, suya yavaş akarken,
Kalbimde açıldı, siyah bir melal.
*
Sanat dediğimiz, o gizli mabet,
Siyaset meydanı, alay ediyor,
Ulusu, kıkır kıkır güldürüyor,
Aman Allah, yer alev fışkırıyor,
Kavurdu bizi, hepten hırpalattı.
*
Ziyan gören memleket, görmeyen kim?
Siz,
O diyarları, bilmezsiniz,
Şimdi,
O, diyardan olsanız bile,
Gölgelikleri,
Çukuru,
Hazzı bin hazdır, doğa sevgisi denir buna,
Dört duvar arasına sıkıştırır iti köpeği,
Çıkarır nergisi ve kafesindeki bülbülü,
Doğaya olan sevgisiyle gurur duyar bekçisi.
Herkes farklısınız diyor,
Suskunluğa kafa tutar tınılarımız,
Soluğumuz, mevcut hüznü eritecek,
Irmaklarımız çoğalır tutkumuzla,
Parmaklarımız durur, perdelerin üzerinde.
*
Tasalanma, yetişiriz ruhumuza,
Uçsuz bucaksız,
----geniş ve çok boyutlu,
Seninle yazıldı yazgım,
----ruhumun üretim faktörüsün sen,
--------bir sistemin parçası,
------------bir evrensin sen,
Soğuk Hâkim, fermanını dünyaya duyurdu,
Fermanın mührü, geri alınamaz,
En kudretli can bile, onun önünde çaresiz,
Son nefes, en büyük gerçektir.
*
O an, bütün zaman durmak ister,
Bir zindandır vaktim,
Duvarında, gölgeler oynaşır durmadan,
Değer tenime soğuklar.
*
Kendimce çizerim resimleri,
Ve bırakırım rüzgara düşlerimi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!