Ödül ve azap kurguları,
Sadece o kurak kıtanın,
Susuz topraklarında yeşerdi.
*
Gök kubbe eriten bir kazan,
Zemin ise yakıcı bir kül,
Saygı
----vardır
--------payların
------------dağıtımında,
Bilir
----büyüğünü,
Kurşuni bir perde örtüyorum, şuurumun tavanına,
İklim niçin böylesine buzul ve suretin, niçin böylesine hiç?
Zamanlara paslı kilitler asıyorum, lügatimden ismini hecelemelerimde,
Mısralarıma gömülüyor tamamı..
Varlığını, ruhuma hapsediyorum..
Her iç çekişimde soluduğum yokluğun, tıkıyor gırtlağımı..
Fısıltıları yalnızca,
İşitiyorsun şimdi,
Karanlık yankılar,
Şu yankılar.
*
Hırıltılar, inlemeler,
Tabağında helva dursun,
Yüreğin sevinçle dolsun,
Ahmet Bey, çıkıp gel de sun,
İçim de esenlik olsun.
*
Payına azıcık koymuş,
Yemeklerle oynuyor,
----tabiat ana,
Kafkas dansını oynuyor,
----beyaz bulutlarla,
Dağlar, dağlar,
----diz çökün yere dağlar,
Hüzünlenmek tabiatım,
Sevinç bağrımda yaradır,
Şenlik yıkar bu gövdeyi,
Demir zindanlar karadır.
*
Cümbüşlerin velvelesi,
Aldırma sen,
Suyun kendi yolunu bulmasına,
Yahut bir fidanın, sessizce boy atmasına,
Her varlık, döner kendi özüne,
Tabiatın kanunu bu, ne de olsa.
O şafak vakti gökyüzü, pembelikle parlıyor,
Yamaçların zirvesine, altın rengi bir nur doğuyor,
Gördüğümü aktarıyorum, sözcüklerimle çizerek,
Güneşin ilk huzmeleri, vadiye usulca vuruyor.
*
Ağaçların gövdeleri, sanki göğe uzanıyor,
Buruğum, pasaklıyım, köhne bir evdeyim,
Neşeli gecede, hüzünlü gündeyim,
Sonsuzluğum, çaresiz derbederdeyim,
Hazır yemeğim, tadılacak tabağım.
*
Tığdayım, şaldayım, ipteyim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!