Etiyopya'da,
Binlerce mil uzakta, bir evlat,
Adı Eyoel,
Sen Cemalsin,
Bu Eyoel.
*
Kara bulutlarla kaplı gökyüzü,
Ne yağmur var, ne güneş, ne de havada rüzgar,
Denizdeki dalgalar donup taşa dönüşmüş sanki,
Antik çağlardan kalma buz katmanlarını andıran moloz yığınları,
Akıcılığını tamamen kaybetmiş su.
İp boynumda, ağır aksak bir ilmek,
----son demde, ecelin gölgesi düşerken,
Bu kemik, ne yaman bir tuzak,
----titreyince hatıranla, belirdi hayalin,
Bu gelişin, ne anlamsız bu akın,
----tam da son perdede, seni tam unutmuşken,
Gümüş
----bir sürahiydi,
--------o en son
------------kırdığımız,
Açıktı
----pencere,
Göçünce bedenden,
----nihayet ruh,
Üstlenmedi kimse,
----sorumluluğu, vebali,
Kendilerindeydi çünkü,
----tanrısal özleri,
Hem
----yalancı
--------hem
------------de
----------------şarlatan,
Bilinir
Kuzgun kuzgun, tuhaf bir ruhtu,
Kuzgun kuzgun, eski dostumdu.
*
Geçmişten hangi rüzgâr getirdi, bilinmezdi.
*
Kuzgun kuzgun, tuhaf bir ruhtu,
Tenim buz kesmişken,
Titrek anlardayım Elara...
Çamurlu patikalarda yürürken,
Bastığım her noktada, seller akıyor gibiydi.
*
Gecenin karalığına bakarken,
Her şey belirsiz.
Mecaz mevsimi kapandı.
Anlam nerede?
Süslü kelimelerin, dolambaçlı yollarında kaybolmaktan başka ne elde ettik?
Anlaşılmaz olmanın yollarını öğrendik, sözlüklerde bulunmayan yöntemlerle.
Ve bir metin daha bitti, hiçbir şey anlatmadan.
Şu lal olmuş bağırtıların, sedası duyulmayan,
Sen ilerde,
Takipçiler arkanda.
Divanelik yapma, ben siler geçerim, işitip seçemedim, varsaymasam da,
Garipsin işte, ırakları arşınlayıp, şahsi namına.
Bir kez dahi, belleğine kazımadığın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!