Siz benim gülüşümü öldürebilir misiniz?
Ben o gülüşü ağlarken öğrendim.
Kanlı ellerimi sürdüm yüreğime,
Siz kanatmayın diye kanattım ben kendimi.
Çocukluk yaşlarım süzüldü gözlerimden.
Boşu boşuna çağlattım
Gençlik çağlarımı.
Hiçbir hayalim sabaha ulaşmadı.
Geceye bandırılmış esmer sanrılarla cebelleştim.
Kazılan kuyuların ipleri kesikti.
Hapsettiğiniz karanlık benim içimdeydi.
Darağacını bahçenizden kestiniz.
Boynuma dolayamadan
Ayaklarınıza dolandı o urgan.
Yarama bastığım közle siz yandınız.
Bu kuyuyu, bu urganı
İyi tanıyorum.
İşte bu yüzden size gülerek ağlıyorum.
Ellerim küçük biraz,
Avuçlarım hemen doluyor.
O kanı sürmesem yüreğim kuruyor.
Kaşlarınız neden çatık sizin?
Ne görüyorsunuz karşınızda?
Allah hiç sevgi vermedi mi yüreğinize?
Vicdan muhasebesi ahirette mi olur sadece?
Sizi bu kadar hırçınlaştıran ne?
Bir insanın sesinden bu kadar korkulur mu?
Bu kadar mı kör bakılır aydınlığa?
Bu susturma isteği neden?
Ses çıkarmak,
Konuşmak mı sizce?
Avuçlarımdan ne damlıyordu,
Baktınız mı hiç?
Hoş, bakmakla da göremezdiniz ya!
Mavimin koyusundan damlattım geceye.
Ağzımda kekremsi tatla,
Karanlık gülüşlerim zehir olsun size!
Bir ses geliyor uzaktan!
“Herkes acısının büyüklüğü kadar acıtsın!”
Benim acımı o kuyuya sorun,
Kaç boğulmayla ruhuma işledi!
Kime güvenmemem gerektiğini
Ruhumun sancıları öğretti.
İşte bu yüzden hıçkırarak gülüyor,
Kahkahalarla ağlıyorum!
Siz hiç kendinize baktınız mı?
Ne kadar insansınız?
Kayıt Tarihi : 29.10.2025 23:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!