Aklımda Deli Sorular 7 Şiiri - Gönül Kütük

Gönül Kütük
115

ŞİİR


38

TAKİPÇİ

Aklımda Deli Sorular 7

Bir beyaz bardak insanın kendi sonu olur mu?

Ve,
Zamanla kendi hayatına imrenir mi insan?

Aklım yine çocukluğumda..
Sanırım ben imrenilen o komşu kızıydım..
Eskiden Gülhan olmak isterdim,
Dedesinin prensesi olmak..
Çünkü annem de, babam da çocukken kaybetmişlerdi babalarını.
Hiç dedem olmadı yani.
Gülhan olmak isterdim,
Sevda olmak bazen.
Rıfkı dededen sonra da kötü saydım dedeleri.
Sonra daha bir sever oldum babamı.
Bağırsa da, çağırsa da,
Hiç bir canlıyı öldürmemişti..
Hatta suya düşmüş arıyı eliyle çıkarırken sokmuştu elini.

Salih abiyi de çok severdi,
Abilerim babamın yeni aldığı spor ayakkabılarla top oynarken,
Salih abi,
Ayağında kara lastiklerle,
Ya kaleci olur, yada gelip babamın tamir işlerine yardımcı olurdu.

Babam bana bağırırken,
Salih abiye hiç kızmazdı.
Dükkandan malzeme ister,
Oda koşar iki dakika da istediğini getirir,
Birlikte birşeyler yapabilmek için
Can atardı.

Çok kıskanırdım Salih abiyi!
Babam neden bana kızarken ona hiç kızmazdı?
Keşke komşu çocuğu olsaydım derdim.

Salih abinin kardeşi Sevda ile aynı yaştaydık.
Sabah annemin sobada çörek kokusuyla uyanır,
Annemin yaptığı taze peynir,
Tereyağ, kümesten taze yumurta.
Kahvaltımı tıka basa yapar,
Saçlarım taranır, formalarımı giyer,
Sevdayla birlikte okula giderdik.

Hergün beklerdim Sevdayı,
Hep geç kalırdı.
Çağırmak için evlerine gidince,
Evin dışardan çok farkı olmaz,
Soba yanmaz, evleri buz gibi soğuk olurdu.

Sevda yeni uyanmış olur,
Bana sus işareti yapar,
Parmaklarımızın ucuna basarak mutfağa geçerdik.
Dolaptan küflenmeye yüz tutmuş peyniri çıkarıp,
Bayat ekmeğin arasına koyar,
Yanında su içerek karnını doyurmaya çalışırdı.
Annesi hep uyuyor olur,
Sevda bi taraftan saçlarını taramaya çalışır,
Bi taraftan kirli formasını giyer,
Yakalığını bulmak için ordan oraya dolanır dururdu.

Ev soğuk, insanlar soğuk,
Salih abi abimlerle çoktan okula gitmiş olurdu oda tabi aç karnına.

Benimse çantamda annemin koyduğu taze peynirli çöreğim olur,
Okulda Sevdayla paylaşırdım.
Annem de hep biraz fazla koyardı birlikte yiyelim diye.

Dönüşte abim,
Babamın yeni aldığı çantanın üzerine oturup karda kayarken,
Salih abi boynuna çapraz astığı
Bez çantasının yırtılan alt köşesinden kalemleri düşmesin diye
Eliyle tutarak yürürdü.

Babası yurtdışında çalışır gelirken hiç para getirmezdi.
(Şşşh yine dedikodu demeyin ama Sevdayla Salih abinin babası bir kere daha evlenmiş hemde uzakta karısı varmış)
Peki Sevdanın iki tane mi annesi var?
Kafam karışmıştı biraz.
Babası gelir,
Evlerinden kavga sesleriyle,
Salih abi bize kaçar Sevda da balkonda ağlardı.
Babası ayrana benzer bişey içiyor,
Oda sinirli yapıyormuş galiba.
İçmeyince de içemediği için sinirli oluyormuş.
Annem dedi ki,
Annesi kapıya yüzünü gözünü çarpıyormuş.
Yaralanırdı çoğu zaman.

Bazen Sevda da kaçardı bize,
Annesi gidin biraz ders çalışın derdi.
Salih abi de babam ne yapsa yanında durur,
Abilerime “keşke babanız benim de babam olsa” derdi.

Benim hep sevgisini göstermiyor diye,
Kızdığım babamın kendi babası olmasını isteyen Salih abiye şaşırır ve kıskanırdım.

Eve gelmeyen gelince de sürekli kavga çıkaran bir baba,
Ve sürekli yatıp bir kap sıcak çorba bile yapmayan bir anneyle büyüyen,
Birbirine tutunan iki kardeşti,
Salih ve Sevda.

Benim sırf dedeleri bayramlarda harçlık veriyor diye imrenip,
Kendi başlarına aile olmaya çalışan iki çocuk..
Bize geldiklerinde kalabalığa öyle karışırlardı ki,
Annem için hiç yük değildi varlıkları,
Bizim saçlarımızı tararken Sevdanın da saçlarını tarar,
Salih abinin söküklerini dikerdi.
İkisi de o kadar huzurlulardı ki,
Seslerini hiç çıkarmazlardı.
Bizde kalsalar anneleri merak bile
Etmezdi.
Kendi derdine düşmüş hayattan ve çocuklarından vazgeçmiş bir anneydi.

Benim annem,
Kendi hayatını başkalarına adayıp,
Bizim karnımız doymadan,
Kendisi yemeğe başlamayan bir anneyken,
Çocukları acıkmış,
Üzeri kirlenmiş,
Umrunda olmayan bir anneydi,
Sevdanın annesi.
Ama herşeye rağmen anneleriydi.
Onu bu hale getiren de babalarıydı.

Salih abi ve Sevda kendi kendilerine büyüdüler.
İstanbuldan ev tutup annelerini alıp taşındılar.
Babaları kesin dönüş yaptı,
O soğuk, o kimsesiz eve.

Bir zaman sonra anlaşıldı ki,
Babaları kanser hastası olduğu için dönmüştü,
Çalışamıyor, bütün gün yatıyordu.

Salih abi Sevda ve annesi hiç dönmediler geri.
Mahalleli yemek götürür,
Durumuna bakarlardı.
Annem de abimle çorba gönderirdi.

Birgün abim elinde çorbayla gittiğinde balkonda “anne” diye bağırmaya başladı!
“Anne Cafer amca kapıyı açmıyor camdan görünüyor uyanmıyor” diye bağırıyordu!
Babam gittiğinde Cafer amcanın cansız bedenini buldu.
Tek başına ölmüştü Cafer amca.
Çocuklarına babalık yapamadan
Bu dünyadan göçüp gitmişti,
Hemde tek başına.

Aklımda Salih abinin
“Keşke babanız benim de babam olsa” sözü kalmıştı.
Benim şikayet ettiğim hayat başkalarının hayaliydi.
Ve bunu anlamam için büyümem gerekiyordu.

Zamanla daha çok özlüyorum seni baba..

Gönül Kütük
Kayıt Tarihi : 23.03.2026 10:54:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!