Ötme, turaç, ötme; işin var senin.
Şahan salıp avlanacak yer değil.
Vardım, gördüm, ağyar göçmüş yurdundan;
Vatan tutup eğlenecek yer deyil.
Güzel, senin ak saraylı yurdun var;
Salını salını gelir sevdiğim
Ne de ırast geldik yol yola karşı
Lisanı dür döker lebleri kiraz
Tatlı tanışalım dil dile karşı
Bülbülüm kekliğim öter kafesten
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Seni görmeyeli göresim geldi
Altun kemer sıkmış ince belini
Usul boylarını sarasım geldi
Küçücüksün güzel etme bu naazı
Ak bilekte sarı akik
Zülfün de gerdana dökük
Gözün melul kaşın yıkık
Dostum neler duydun bugün
Yüce dağdan bakınırdın
Al önlüklü mavi yazma
Gey karşımda salın dilber
Yalın ayak yere basma
Geyin altın nalın dilber
Bir yar sevdim gücüm yetmez
Hay ağalar böyle m'olur
Hali yardan ayrılanın
İner ummana dökülür
Seli yardan ayrılanın
Gökte turnalar çekilir
Ak kolların sala sala yürüyen
Nasıl getireyim seni ele ben
Ben şahin olsam da sen bir balaban
Alsam çırnağıma çıksam yola ben
İlimizde yok mu idi kadılar
Ak kuğum ablak kuğum
Dal burnuna kondu bu gün
Menendinden sakınırdın
Enginlere indin bu gün
Helkeleri ele aldın
Aciz kaldım şu gönlümün elinden
Benim gitmediğim yollarım kaldı
Cevr idi ki yüz döndürüp serime
Başıma gelmedik hallar mi kaldı
Taşkın sular gibi akıp çağlarım
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Eğlenin de bizim ilde kalın mı
Senin ile canı cana değişsek
Kömür gözlüm beni üste alın mı
Biz de usandık da yiyip içmeden
karacaoğlan gibi biri sanmıyorum ki bu dünyaya gelsin. şiirleri akla hayale sığmayacak kelimelerle dolu.. mekanı cennet olsun inşaallah....
Halk türküleri bambaşka..
Karacaoğlan Efsanesi
Asıl adı Hasan’mış. Daha bir yaşına basmadan anadan öksüz kalmış. Beş yaşına varmadan da babası Kara İlyas, Kozan derebeyi tarafından askere alınmış. Bir daha da dönmemiş. Böylece küçük Hasan ortalıkta kalakalmış! Anasının “Karaca” diye sevip doyamadığı Hasan’a köyden Ser ...