Ömrüm uzun eyle ey Bârî Hüdâ,
Hamd-ü senâ, şükür etmek isterim.
Çalışıp kazanıp nefis taamlar,
Dişlerim var iken yemek isterim.
Açıldı dehanım, söyler zebanlar,
Şu yüce dağların karı eridi
Sel oldu gidelim de bizim ellere
Yaylamızı lale sümbül bürüdü
Gel oldu gidelim de bizim ellere
Nazlı olur güzellerin eyisi
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Sevgini sevdamdan ayıramıyorum
Gündüz hayalimde, gece düşümde
Bana bir hal oldu bilemiyorum
Yaylanın hası da şu nazlı pınar
Bad-ı saba selam söyle o yare,
Pek göresim geldi illerimizi.
Gönül arzu çeker ama ne çare,
N’ideyim tutan var yollarımızı.
Acem şahı bize name gönderdi,
Madem dilber meylin yoğudu bende
Ezelinden ikrar vermeyeydin
Muhabbettir güzelliğin nişanı
Uğrun uğrun bakıp gülmeyeyidin
Siyah saçlarını eylersin perde
Hey ağalar böyle m'olur
Hali yardan ayrılanın
İner ummana dökülür
Seli yardan ayrılanın
Gökte turnalar çekilir
Sevdiğim arzımı demekçin sana
Bülbül söylediği dil gerek bana
Şu bağrım kül oldu hep yana yana
Onu söndürmeğe sel gerek bana
Yandım yakıldım ben bir ateşlere
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Su gelip geçtiğin yollar öğünsün
Kadir Mevlam seni öğmüş yaratmıs
Kısmeti olduğun kullar öğünsün
Hormelek var mı senin soyunda
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Sana bir sözüm var diyemiyorum
Bilmem deli miyim mecnun gezerim
Sırrımı yadlara veremiyorum
Ak memenden emdireceğim azıktır
Şunda bir güzelin salınışını
Selviye benzettim, dallar içinde
Irmak kenarında, derya yüzünde
Kuğuya benzettim, göller icinde
Yörü güzel yörü, yolun basmazlar
karacaoğlan gibi biri sanmıyorum ki bu dünyaya gelsin. şiirleri akla hayale sığmayacak kelimelerle dolu.. mekanı cennet olsun inşaallah....
Halk türküleri bambaşka..
Karacaoğlan Efsanesi
Asıl adı Hasan’mış. Daha bir yaşına basmadan anadan öksüz kalmış. Beş yaşına varmadan da babası Kara İlyas, Kozan derebeyi tarafından askere alınmış. Bir daha da dönmemiş. Böylece küçük Hasan ortalıkta kalakalmış! Anasının “Karaca” diye sevip doyamadığı Hasan’a köyden Ser ...