Bir görünüp bir kaybolan...
Karabatak gibi yaşanır mı bu aşk?
Adını anmak bile büyük cesaretken,
Gözlerin neden hep uzaklara dalıyor?
Kalbim yorgun...
Her seferinde seni ararken menzilde,
Bazen buluyorum, bazen batıyor ellerim.
Tutunmak yasak sanki,
Bırakmak ise imkânsız bir kader.
Varlığın, tenimi yakan bir güneş;
Yokluğun, zifiri geceyi çağırır.
Bir dokunuşunla hayat canlanırken,
Mesafe girince aramıza, solar bütün renkler.
Ve ben...
Yorgun bir aşık gibi bekliyorum eşikte.
Ne tam geliyorsun, ne gidiyorsun temelli.
Ruhumda çözülmeyen bir bilmece misali,
Seninle başlar, sensizlikle biter her günüm.
Sessizce soruyorum yine:
Böyle bir aşk yaşanır mı sahiden?
Bir bataklık gibi çeker, boğar...
Boğarken bile bırakmaz.
Hâlâ o derinlikteyim, nefessizim.
Boğulurken bile adını fısıldıyorum;
Çünkü seni terk etmek,
Ruhumun hiç öğrenemediği bir eylem.
Her kayboluşunda biraz daha eksiliyorum,
Ama her göründüğünde yeniden filizleniyor umut.
Kalbim paramparça bir harita artık;
Sana çıkan bütün yolları kaybettim.
Bazen doğru yoldayım sanıyorum,
Oysa orada sen yoksun, sadece gölgen...
Aşk dedikleri bu muymuş meğer?
Bir adım yaklaşmakla yanmak,
Bir adım uzaklaşmakla titremek...
Ve asla, asla sahip olamamak.
Yine de seviyorum bu amansız sürüklenişi.
Seninle yanıp sönen,
Beni dibe çeken bu karabatak aşkını...
Direniyorum yorgun kalbimle,
Çünkü anladım:
Aşk yaşanır ama asla teslim olmazmış.
Kayıt Tarihi : 2.04.2026 16:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!