Geçiniz gül be gül gülüşler üstüne
Bu en zayıf köstek
Köstebek saatler üstüne
Bir sürekli duruş sağrısı
Sayrı saydam saygı üstüne
Tam da bugün
Karşıma
Bir gülen yüz çıktı
Gülen bir yüz
Karşıma
Bir yüz
Günaydın tatlı sabah kargaları
İnatçı sesleri ilk gençliğin
Temellere inen
Doğan günün kökenine
Ve daha birçok şeye
İstek ve saygıya
Küçük böceklere koydular güneşi
Ölgün güneşi, durgun güneşi
Küçük böcekler
Yüzyıllar boyu
Taşıdılar mor kayalara
Dalgın meltemler üstünde
Hayatım, el aman, göz aman
Ne bereket mi sezinler ne düzme canları
“Bir yalın gün üfürüğü” de
Yeter
Bırak karıncaları!
Nasılsın?
Sana soru bir tek nefeste
Tek bir gri-yeşil bakış
Ve yüz binlerce saati aşan
Anlayış
Anlayışın bilinci
Hopla sıçra yaylan zıpla
Koş var güçle soluksuz
Önüne katıp da umutlar mavisini
Ardınca sürükleyerek en sıcak düşlerimizi
Biz öyle şaşkın, boynu bükük
İnsanlar size yabancı
İnsanlar size uzak
Sıkıntı
Bunalım ve körlüğün
İçinde
Bir karnı tok, suratı esnek soytarı
Hercaî, bir kısa dalgalı saç
Rüzgârın kestiği
Güneş onu esrittiğinde
Sessiz bir bakış olur:
Kuru, kuşkulu, kararsız
Orada bekler
Sana ey yorgun gibi kırgın gönül
Sana şu çığlıklar gibi yasalarca
Kopmayan
Ellerimi verdim, mazlum, mahmur
Eller ki uyuşmakta solucanlar gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!