Kalbindeki Mührü Kırmaya Geldim

Eray Yalçın
104

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Kalbindeki Mührü Kırmaya Geldim

Kalbindeki mührü kırmaya geldim,
Sana tüm ömrümü vermeye geldim.
Aşılmaz yolları aşmaya geldim,
Aşkınla yeniden doğmaya geldim.

Gözlerin bir deniz, derin ve sessiz,
Kaldım bu dünyada sensiz, kimsesiz.
Şimdi yanındayım, tut ellerimi,
Sana feda ettim, tüm günlerimi.

Sen benim nefesim, en güzel yanım,
Damarımda akan, o sıcak kanım.

Sonsuz bir yeminle, bağlandım sana,
Huzuru getirdin, yorgun canıma.

Karanlık geceme, bir ışık oldun,
Boş kalan gönlüme, sevgiyle doldun.
Kaderin cilvesi, bizi buluşturdu,
Aşkın ateşiyle, kalbim tutuştu.

Yıllarca bekledim, yolunu gözledim,
Seni her saniye, inan özledim.
Artık ayrılık yok, biz bir bütünüz,
Güneşle doğacak, her yeni günümüz.

Sen benim nefesim, en güzel yanım,
Damarımda akan, o sıcak kanım.

Sonsuz bir yeminle, bağlandım sana,
Huzuru getirdin, yorgun canıma.

Eray Yalçın
Kayıt Tarihi : 23.2.2026 00:19:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    '69 lusunuz... emsaliz... tebrikler şair... şiirdi...

    bizden size bir hatra...

    .
    ...
    .
    ve yoktun, yoktun saatlerce yoktun,
    sesin yoktu ve yokluğunun,
    ilk günü tükendi ilk…,
    hekimlik talebesinden alınmış,
    bir hediye misvak varlığıyla avunularak,

    oruç sevenlerin sahurunda,
    yüz seksen derecelik görüş açılı
    bir lojmanın minimalist balkonundan,
    imsak ahirinde;
    vaktin o derin mavi karanlığı içinde,
    sakıncalı ve kuduz köpekler kadar tehlikeli
    uyku bölünmüşlüğüyle dinlenen,
    gaflet mahmurlarının cılız ve
    gelişigüzel makamlı seslerine kalmış,
    sabâya hasret bir ezan kadar,
    buruk
    ve bağrı yufkalanmıştı gayrı gardaş içimin,
    ah;

    kozmik oda sırlı muhabbetinin yokluğundan,
    çilehanesi yekpare dünya olmuş bir çileye
    müebbeden girmiş bir sûfî,
    ne yana baksa,
    hatta gözleri yumulu,
    bakmasa da hiçbir yana,
    aşktan gayrı ne görebilir...,
    tepeden tırnağa aşk olmuş bir aşka aşığı,
    kim aşktan yana sınayabilir…

    aşka gönül koyan aşık,
    derya içinde suya küsmüş bir b/alık gibi şaşkın;
    aşktan, yine aşka varmaktan gayrı,
    ne yana gidebilir…,
    sır olmak ve asırlarca suskun kalmanın ötesinde,
    ne yana…;

    iki bilemedin üç günlük,
    güzel ve nurlu ve derin olan bir hayatı sürmek için,
    ömrümdeki iki kandilin sönmesinden yana mı teklifin
    bana ey aşk…,
    bunca hazin,
    bunca garip olmasaydı duruşun keşke,
    ve kapıların bu kadar sürgülü…,
    ah…;
    .
    ...
    .

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)