Hasretin rengini bilmem...
Bilmem nasıldır kokusu.
Elleri, gözleri nasıldır...
Yüreği nasıldır bilmem.
Yalnızca acısını bilirim hasretin.
Öylesine bir acı ki;
Fanidir şu dünya, heyhat.
Yanılmışım, yokmuş rahat.
Sevgiden ve aşktan bir tat
Alamadım Gülizar'ım.
Dolaştım köy ile şehir,
Hayal eder olduk aşı!
Nerde bulsak dertsiz başı?
Dolu almaz, lâkin boşu
Dolduruyorum, dolmuyor.
Yürüyorken yâr izinde,
I
Ben Yâre; rayihası gül, cismi gül dediysem, mahbûb-u kibriyadandır.
Senin de suret-i gülden, rayihâ-yi güldendir cismin ey Nebî, amenna.
Lakin dîl gark olmuş nâr-ı sevdaya, gör ki yanmadadır çend kerre.
Doğmadadır üstüme şems-i hubb, biçare-yi aczinim ya Hakk, verhemnâ!
Gördüğüm günden beri, serseriyim serseri.
Gözlerin volkan gibi yakıyor yürekleri.
Ne söylesem faydasız, dünyalarca engel var.
Bazen bir mahkûm gibi, hapsolunur duygular.
Sevgiyi vurulurken gördüm.
Tam şuradan,
yüreğinin orta yerinden.
Bir sevgili gördüm ağlarken,
yapayalnız.
Ağlarken gül düştü ellerinden.
Beni görmek istersen,
Ay ardı gecelere gel.
Gel yıldız ötesi sabahlara.
Donmuş tenime bir dokun.
Dokun da nasıl yer ettiğini gör
Membaı sen olan yokun.
Bir sensizlik yaftasıdır takılmış boynuma ki,
Ne senin,
Ne de yüreğimdeki bitmeyesi kor ateşin umurunda.
Kırk kapının otuz dokuzuncusundayım.
Sen benden fersah fersah uzaklarda,
Oysa ben yanındayım.
Her yanım cehennem, her yanım zulüm;
Ayrılık ağir geliyor, nerdesin ölüm?
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!