Amin… amin…
Ne güze bir sesleniştir bacım.
İnsanlığı, sevgiye, dostluğa çağrı,
Kinden, nefretten uzaklaşma
Ve Tanrı’ya yakarma…
Sığıdıramam Seni Bir Kaç Satır Yazıya
Anlatamam Tek Kelime İle Dünyaya
İlk Seni Gördüm Göz Kırpan Semaya
Bilsen Nasıl Özlem Doluyum Baba...
Yüzünden Eksilmez Tatlı Tebessüm...
Hava açık iken
Güneş doğduğunu hissederim,
Kalbinde…
Hava kapalı iken
Hayali bir güneş oluştururum
GÜLCAN-2
Gülcan için kötü günlerin başlangıcında kendisine karşı olan tavır ve onun bir sözüne kırılmış olduğu söylentisi Şefkat Çağlayanının sürekli vicdanını rahatsız etti. Zaman zaman hıçkırarak ağladığı oldu. Acılarını dostlarıyla paylaştı. Kimisi bu tutkudan rahatsız olup onunla selamı kestiler.
Şefkat Çağlayanının en zor zamanlarında ona en büyük desteği şüphesiz ki eşi veriyordu. Ama o birçok sorunu eşinden de saklıyordu. Sanal dünyanın sıkıntılarına bir de eşini karıştırmak istemiyorsa da çok defa eşinin gözünden kaçmıyordu. Zaman zaman girdiği bunalımlar yüzünden eşiyle birlikte şehir dışına çıkıp birkaç gün dinlendikleri oluyordu.
Ayvanın çiçek açacağından umudunu asla kesmedi Şefkat Çağlayanı.
Gülcan’ı tanıyan ve sevenlerin Sevgi Grubunu birer birer terk etmeleri onda hayal kırıklığı ve endişe oluşturdu. Çünkü o Gülcan’ın dönüşünde muhteşem bir karşılama, çiçek yağmurları umuyordu. Hatta bu endişesini ana sayfada yaptığı değişikliklerle belli etmeye çalıştı. Ama gruptan kimse ana sayfadaki değişiklikle ilgilenmedi. Bu Şefkat Çağlayanını derinden yaraladı. Her zamanki destekçisi Şeydacık kendi sorunlarıyla meşguldü.
Bir umut deyip yeni bir grup kurdu Gülcan için. Bir zamanlar Gülcan ona telefon etmiş ve rüyasında kendisine çiçekler verdiğini anlatmıştı. Sesi sevinçten ve duygudan titriyordu. “Çiçeklerini ömrüm boyunca saklayacağım babacım” diyordu Gülcan. Şefkat Çağlayanı bu çiçeğin ismiyle bir grup kurdu. Umudu, eğer bir gün Gülcan’la görüşebilirse onu seven kişileri bu grupta toplamaktı…
Bir web sitesinde çevrimiçi kişilere sevgi mesajları göndermek dost kazanmanın en iyi yoluydu. O da öyle yapmıştı. Karşısına çıkan 25 yaşındaki Gülcan’ın hiç terk etmemek üzere kalbindeki şefkat deposunun en güzel yerine yerleşeceğini bilmiyordu o zamanlar.
Yazılan mesaj çok hoşuna gitmişti Gülcan’ın. İlk iş olarak grubuna davet etmişti bu çok sevdiği sevgi insanını. Gruplara sıcak bakmamakla birlikte Gülcan’ın nazik teklifini reddedememişti. Çünkü onu çok sevmişti. Gülcan da onu.
Çok sevmek ve sevilmekte haklıydı, çünkü aldığı mesaj ışıl ışıl sevgi ve şefkat saçıyordu. Gülcan baba görmemişti (2 yaşındayken babasını kaybetmiş) Şefkat Çağlayanı ise kız evlat özlemi içindeydi. Çok kolay baba-kız olmuşlardı.
Bir gülsün sen,
Solmaması gereken
Hiç üzebilir miyim,
Böylesine seviyorken
Farkında değildim
Dostluklar, arkadaşlıklar çok önemli
Dökmüşsün içinden geçenleri.
Dostunun kötü gününü mü beklemek lazım illaki
Dostum demek için
Ey dostlar zaman geçiyor.
Hayat dostluklarla
BAYILIYORUM TÜRKÇE’YE
ANLATAMAMAKTAN
Sevmemekten değil yüzüne bakamayışım
Elif, 13 yaşlarında, çok şeker bir kız.
Ankara’de Hipodrom’a yakın bir açık hava düğünündeyiz. Elif, masasından kalkıp, masa etrafında dönerek Ciciannesinin arkadan boyunu sarılıyor.
Sevgiyle..
Bu öylesine bir sevgi ki… Gözlerinden okunuyor…
Sonra bir başka akrabasına..




-
Ebru Ercan
-
Ebru Ercan
Tüm Yorumlarkızlarınıza ve cocuklara duydugunuz sevgi size güzel dizeler olarak geri dönmüş...kutluyorumm...kaleminiz daim olsun üstad saygılar...
çok güzel bir şiirdi anneler affetmez mi hiç Tanrıdan sonra en affedici varlıktır anneler...kutluyorum..kaleminize saglık...saygılar..