“Elif, Lam, Mim…”
Yüreğimi dökerim ayet ayet aşk’ın kaynağına, Bismi-hayy…
Bir ‘BE’nin içini dolduramam; fakat her fâsılada kendimi görürüm…
Dayandı boğazıma aşk bir bayram sabahında…
İsmailî bir teslimiyetti, ölümün her adımına koşarak karşılık vermek.
Çocukluğumun vazgeçilmeziydi hüzün.
Gökyüzünden çok, beton zeminlere düşen bakışlarım;
Ve en yaralı yanımı en kusursuz saydığım hayallerim vardı.
Söyleyemediklerimin ağırlığıyla çekilirken omuzlarım,
Hummalı bir nefesin gözyaşına gizlendim.
Aynasız caddelerde hep boynu kalbe yakın yürüdüm…
Gidiyorsun… Vakit, kıyamete ramak kala..
Bağrıma öyle bir sur üflendi ki, daha birinci evrede yıkıldı gönlümün gülruh sütunları..
Sen bensizliğe giderken, ben şimdiden sensizlikte kök saldım gül yüzlüm..
Sessizliğe büründüm, sessizliğini dinledim attığın her adımda..
Gözlerine bakmamak için yumdum gözlerimi; ağladım, içime aktı gözyaşlarım..
Ömrümün sonuna benzeyen son bakışlarını esirge benden,
Bizler, hep birlikte bir coğrafyanın deseni;
Bizler, bir nakışın farklı renkleriyiz…
Nakış ve renk öyle bütünleşmiştir ki
Onları ayırmak, desenin çirkinleşmesine neden olur…
Hepimiz, aynı kelimenin manası, aynı kalemin ahengiyiz…
Her dokuduğum söze bin tokat düşer kitab-ı aruzda
Duygularımı derinlere iten, sevincimin azlığıydı
Kalemim savunmaya çekildi, düşüncelerim taarruzda
Mürekkebimi siyah yapan, sayfalarımın beyazlığıydı
Ayraç koydum her anıma, bir külfeti yaşamaya başladım
İçimdeki boşluk seninle damla damla dolarken,
Gözlerim yıldızların seyrine daldı, baktı öyle, Gülefşan…
Bir hüznün son çırpınışlarını hissettim sevince dönüşürken.
Bakışlarının ahusuna tutundum senli hülyalara düşerken.
Aynı şehrin havasını içime çekerken
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!