küçük avuçları roboski kokan
çocuklarız biz.
resim derslerinde,
bir güneş ile bir dağ
birde ağacı çizmek savaşın kırıntıları...
Önce şehirlerimiz
Sonra sevdalarımız
sonra da şiirlerimiz darmadağın edildi...
Ve bölündü düzenimiz.
Uykularda kabus devriyesi
Bir öğrencinin kurduğu
meslek hayali gibiydi bizimkisi.
Doktor olamadık
Saçları bile dökülen
kötürüm bir bunaklık serüveni...
Ne gariptir şu sevda
Bir meyhanenin arta kalan
Ve gerisi talan edilmiş son sarhoşuyum.
Olabildiğince berduşt gecelere bıraktım ağlayışları.
Taa dibine vurulmuş son şişesi şaraba.
Bu ne bilinmezlik,
Bu ne çıkılmazlık.
Biz kardeşiz dediler...
Dilimiz yasak,kültürümüzü günah kıldılar
Biz kardeşiz,
taş, toprak, rüzgar kardeş...
Dersim’izi vaazlarıyla,
«sensizlik»
sessizliğe gömülen bir şehir gibiyim
açlığa ve sefalete değil
Ezosuzluğa mahkum
bataklığa gömülüyor gibiyim
Şehri nuhun yaratıcı geçmişi gibidir
sevadamın tarihi,
belkiler kadar hayali olsa bile kaderimiz,
feqiye teyran aşkı gibi ölümü sevda ile
anmayı bilmek gibidir.
yıkılmaya, yok olmaya
Kimisine "Harika bir yıldı"
Kimisine yerden göğe
Yerden yere
Infilak edilmiş birer yıldı/z.
Otuz dörtten biri durdu en önlerde
Hiçbir şeyi haketmiyorum.
anadan doğma bir yaşamı karşıladığında
ilk nefes alırken ki,
hırçınca ağlamaklı halindeyim.
düşüncelerime
düştüğüm sevdanın anılarındayım...
Gereği çok düşünüldü...
aslında seni hiç sevememişim...
hiçine düştüğüm sevdanın
hiçbir sebebinde solamadım
senli terk-i diyar inti(har) larım..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!