Buraların başka bir adı olmalı
Deniz sürgün
Gökyüzü sürgün
Seni sevmelerim dahi hep sürgün
Allahın emri Eyyüp sabrıyla
Gelgitler misali son tebessümlerin dahi sürgün
Hani sorsan nasılsın diye
Ya ilkbahar yada sonbahar derim.
Yani illaki "Baharlık" bir cevabım olur.
Zaman belki yağmur çamur
Tomurcuklanan yaşantılar sabırsızca durur
Ve bütün doğa sessizliğimizi kıskanır.
Her saat başı tren sesleri inerdi Çerkezköye
Sonra aklıma gelişlerini mesh ederdim
Her istasyon başında seni sorardım
Ve heyelan gibi beynime çöküşlerini şiirlerdim
Son Ahmet Kaya çalana dek kafa tutardım radyolara
Bazenli olmuş bir yaş/antım
Kimi zaman utanır tutkusu
Kimi zaman utanmadan sıkılmadan
dergahına dergahına sığınırım
Duvarlara,
Seninle ayrı dünyaların hüznünü,
ve ortak sevdasını taşıyorum
Aşk hudut tanır mı sevgili?
Şimdi Benim dünyam sen
Hüznüm sen..
Dağların ardına yürüdüler
Ardın sıra ürkerek
Parmak uçlarında aştılar vadileri
Misafirperver bir gökyüzüne
Yürüdüler
Ve sırtladılar delikanlı hatıraları
Ey mezopotamya yürekli kadınım
Yüz hatlarında kimliksiz anılar defnettim.
Dağlarından vurulan eskiyalar,
düşer saçlarından.
Sende tanıdım üşümenin rengini,
Seni düşünmenin ayrı bir mevzusudur özgürlük
Ne gelgitler eskidi beyin loblarımda
Ne zamansız ölüşlerin
Tenimde mülteci sessizliğin
Ne de çok elvedalar sonlanır yaralarıma
Oysa benim ölüm yanımdın
Samanyolunda yalnız kalmışlığım
Yokluğunun her zerresinde gökyüzünü azarladım
Hâlbuki tanrıyla sırdaş kalınacak
Bir sebebim bile yokmuş
Bu denli tükenmişliğim
Gökkuşağına kadarki ahlarım
Sonra tertemiz bir gülüşün çizilir beynime
Oy kasırga kasırga gönlüme kalanım
Ey haramiler gibi gecelerimi kuşatan
Dalga dalga çöktün bedenime
Seni ben ne çok sayıklamışım
Seni ben ne çok ezber etmişim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!