Hiçbir söz
Hiçbir yaşantı dilimden düşmüyor.
Zaten hiçbir anlamı da olmaz
Zaten ağıtlarımız yasaklara tutulmuş duyulmaz
Çünkü bir dünyalık cehenneme terk edilmiş
Düşüyoruz...! !
Yürüdüler
Dağların ardına yürüdüler
Ardın sıra ürkerek
Parmak uçlarında aştılar vadileri
Misafirperver bir gökyüzüne
yoksul kaldım yaşamaya
yoksul kaldım sevinmeye
yırtılmış hayallerle
kokarcasına anılar arasında
kalan umutlarla
yoksul kaldım hayatı senliliğe
Keşke zamanı elimde tutabilseydim.
Belki gözlerine daha derin bakardım
An an sararıp
An an sana dökülürdüm
Belkide bahar dolardı nefesime
Ser'har anılar dolardı tenime
Bir yaşamı haramlıktır kuşandığım.
Yine nedeni bilinmez ağlayışlıktır.
Her defasında bir damla yaşla hüznü bağlayışlıktır.
Bir utanışı sevdaya canlanıyorum.
Sanki bir piyestir bitirilmeyen perdesi.
Zordur,
böylesine kaderi paylaşmak
Böylesine bir kedere sahiplenmek...
Zor durur insan ölümlü gidişlere
Zorlanır, zor dayanır uzaktaki krişlere.
Böyle üşümek güneşin sıcağına.
Böylesi üşümek sensizlik şafağında..
Bazen yanında birilerini görürdüm.
Büyüsü bedenime mühürlü senle.
Fena halde buzulurdum.
Yalnızlık ne garip bir türkü
Ahmet Kaya’nın
Memleket özlemini çalar durur.
Gözlerin, sözlerle yaralandığı
Acil memleket eksikliği...
Çığlık çığlığa hayata sönüşüdür...
Artık size yalvarmaktan bıktım Yarabbim
Kördüğüm bir sevdaya nasiplendim
Kördüğüm bir sonbaharla hüzünlendim
Ve çözülmesi imkansız masallarda tükendim
Mühürlenmiş aşklar taşıdım sol yanımda
Şimdilerde olmadığı kadar sensizim,
yüreksizim, yar/sızım
Bir sancıda alevlenir yeryüzüm
Acı bir tebessüm yağar bir yanıma
Yokluğuna inat bir isyan filizlenir toprağa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!