Ben, bu paslı yüzyılın vitrinine fırlatılmış bir taş,
Camına değil — boşluğuna saplanmış bir dikenim; iç kanamasıdır bu vitrinlerin.
Gömleğim, betonun terini kusar; cebimde durmuş saatler — susmuş ömürler.
Zaman, çalınmış bir mahşerin başsız piyonu yapar beni bu satrançta
Ve her nefes, ciğerime dolan küflü bir veda; tabutumdur her sabahın ilk soluğu.
Geçiyorum o simli tabutların önünden — vitrinler, modern mezar taşları;
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta