Bir zamanlar
Bende çocuktum
İnan yarim
Ne çoktum
Şimdi büyüdüm
Büyürken eridim
Gül artık kokmuyor
Dikene büründü yine
Su artık akmıyor
Toprakta süründü diye
Ya ben menzilsiz adam
Hangi yolda yürüsem
Ardıç ağacındandı pencerem
Penceremdeydi ardıç kuşu
Ardıç ardıca kavuştu
Ben sana kavuşamadım
Aşkı tanımlayamazdım
Seni tanımadan önce
Bir yabancı dünyaydı
Bir ulaşılmaz lükstü
Bir rüyaydı belki...
Unuttum...
Oysa ben
Saçlarına
Karanfil takacaktım
Kimse alıp kaçmasın
I
O çizginin bittiği yerdeyim
Bıraktığın yerde durulmuyor
Bekle dediğini anda kalınmıyor
Güne yine doğuyor
Gece yine oluyor
Sislerin içinde kaybolmaktan korkma
Siyah teninden beyazdır çünkü
Tenini rengine bir söz söylenmez
Ama satışın özgürlüğünü
Tarihine atalarının boyun eğerek
Affedilmez bir yanılgıdır bende
bir yakamoz ışığı gibi
ve bir yakamozun
gölgesi kadar
üşüyordu içim
ve parlıyordu
istemesende
Her şey bilinir de hiç bir şey söylenmez. Çünkü sessizdir töreler, ıssızdır. Boyun eğiştir. Gerdan kırıştır geleneğe. Sevdalar yüreklerde saklı kalır. Gölgelerin ötesinde gözler bile buluşamaz. Ellerin tutuşmazı olaydır. Hayaldir. Başkaldırıştır aslında yarin resmini koynunda saklamak. Hele bohçayı alıp sevdiğine kaçan kızların öyküsü düşleri süsler, çeyiz sandıklarının kapağı açılırken.
Oysa ne kadar naiftir Anadolu kızları. Ne kadar fedakârdır. Anadır Anadolu kızları, sonra kadın, sonra insan. Onların sevdaları yürekleri gibi nakışlara işlenir, türkülerde yankı bulur asırlardır. Onlar dere kenarında çamaşır yıkarken, ya da çeşme başında su çekerken sabırla bekler yavuklusunun hayalini ya da askerden dönüşünü.
Anadolu kızları içki bilmez, sigara bilmez, dedikodu bilmez, konken bilmez. Bunları bilmemek değildir onu kahreden. Onu kahreden okuyamamaktır yar mektuplarını, kazanamamaktır ekmek parası. Onu kahreden erinin peşinden İstanbul yollarına düşüp kapıcı olmak ve ikinci sınıf insan muamelesi görmektir “Böyyük şeher’de”
Sevda Gülüm...
Seni sevmekten usanmadım. Ben sana dokunamadığım saatlerden, senin yanında olamadığım anlardan, senin sesini duyamadığım dakikalardan, senin gözlerine bakamadığım mevsimlerden, senin ellerini tutamadğım aylardan, senin dizlerine yatamadığım günlerden, senin kokunun sinmediği yıllardan, senin varlığının damgasını vurmadığı haftalardan usandım.
Sevda Çiçeğim...




-
Özlem İpek
-
Özlem İpek
-
Özlem İpek
Tüm Yorumlarhocam siz bu şiiri yazarak bni ölümsüzleştirdiniz çok teşekkür ederim..
hocam siz bu şiiri yazarak beni ölümsüzleştirdiniz çok teşekkür ederim..
hocam siz beni ölümsüz bir öğrenci yaptınız çok teşekkür ederim :)