Gel şurada iki tek atalım,
Birazcık efkâr dağıtalım.
Suya türküler söyleyip,
İki lafın belini kıralım.
Gel, iki kadeh şiir içelim,
Yitip giden emeklerime mi,
Solup geçen gençliğime mi,
Dünyadan büyük derdime mi,
Hangi birine üzüleyim!..
Daldaki kurumuş güle mi,
Hayırdır, neden toplandınız başıma?
Film mi oynuyor, kardeşim?
Alt tarafı acımı yaşıyorum,
Nedir bu merakınız, anlamıyorum.
Açılın da rahat bir nefes alayım.
Son bir şans istedin, verdim…
Yine eline yüzüne bulaştırdın aşkımı…
Sana inanmak, güvenmek istedim…
Ellerinle kapattın sana açık kapımı…
Artık gönül sarayımda sana yer yok…
Yeni nesil… ilgiyi aşk sanıyor.
Cinsel dürtüler… mantığın önüne geçiyor.
Karşılık görünce… pembe bulutlara savruluyor.
“Canım”… “aşkım” derken… (//)
Bir gün… hepsi yok oluyor.
Yüreğimde kapanmayan bir yara olarak kalacaksın belki!
Belki de zamanla yaram kabuk tutar, alışırım yokluğuna, kim bilir?
Ama şunu bil ki; paramparça olsa da yüreğim,
Sırf burnun sürtsün diye, bu aşkı maziye gömeceğim!
Senin üstüne titredikçe, sen kendini vazgeçilmez sanıyorsun!
Seneler girdi seninle benim arama…
Zaman merhem olmadı gönül yarama…
Sakın ha, suçu kaderde arama…
Yollarımızı biz kendimiz ayırdık!
Savrulduk, rüzgâra kapılmış yaprak gibi…
On tane güneş doğsa, bir gülüşün etmez…
Bin kalbim olsa senden başka sevemez…
Bütün güzeller toplansa, sonuç değişmez…
Bil ki bu kalp senden asla vazgeçmez
Ne denizler gezdim gördüm, gözlerinin renginde…
İlahi bir aşk filizlendi yüreğimin derinliklerinde…
Yüzü güneş, gülüşü cennet, saçları alev kızılı…
Soruyorum size; Melekler iner mi yeryüzüne bu devirde?!
Ne güzellikler gördüm, deniz gözlerinde…
Sen hiç sevdiğin tarafından terk edildin mi?
Ağladın mı, yandın mı…
Benim gibi, hasret ateşi ile?
Ya da umutların…
Bir anda söndü mü?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!