Yaratılış kaderlerde güzel vurgu
Ölüm insan karnında acısız burgu
Kulvarın sonundaki yol gerçekçi
İnsanın kendi, kendine bilim kurgu
Ecel, yaşamın zerresinde bir sorgu
Bir adam bilirim, ben
Ekmeğini tuza banan
Yarası tuzdan yanan
Dert gölüne çıplak dalan
Saydamlara yapışırken, buğulu nefesi
Orta Asya steplerinden kopup, vatan diye geldiniz
Türklüğün kudretli gücüyle, Üç Kıta'da yeldiniz
Tarih sahnesine On altı büyük devlet verdiniz
Türkiye ile devam ediyoruz, bıraktığınız yerden
Göktürk, Hun, Avar, Selçuklu ile büyük Osmanlı
Biraz kötülük yapalım
Şu kötülere
İyilik çorbasından yudumlamamış
İnsancıl yolda adımlamamış
Şu kötülere
Elbette ki ölüm var, böyle buyurdu yaradan
Berzahı âlemde, sır perdesi çekilecek aradan
Bu can ile huzura, gitmeden önce buradan
Biriktirdim gözyaşlarımı, gönlümün havuzunda
Biriktirdim gözyaşlarımı, gönlümün havuzunda
Karşımda durur tüm heybetiyle, ibret dolu mezarlık
Geçmişe bakarım, ahiret için yoktur yanımda hazırlık
Azrail kapımı çalsa, ölüm için başlasa pazarlık
Bir şeyim yoktur yanımda, bedenimden başka
Mezarcı olmak, ne ağır bir yük imiş
Serdik masanın üzerine atlasını
Bir stratejimiz vardı
Aşkın coğrafyasında
Tutkular, dağlar misali yükselmiş
İhtiraslar, yeraltı cehveri gibi küflenmiş
Serdik masanın zerine atlası
Bir stratejimiz vardı
Aşkın coğrafyasında
Tutkular, dağlar misali yükselmiş
İhtiraslar, yeraltı cevheri gibi küflenmiş
Puslu ve sisli bir maziydi
Mugayir hayallere gaziydi
Her olacak şey yazıydı
Ve teslimiyete razıydı
Bu ahmak aşık
Zaman, aynı zaman; mekanlar farklı her daim
Kum saati bu, şehirde yaşayanı telaşlandırır
Saydam bir gökyüzünü, umursamaz insan
Lakin, zaman tükendi sanır
Oysaki çölde kum saatine yetecek kadar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!