Çok yağmurlar yağdı; aşkımızın üzerine
Karlar, yılları örttü; adeta
Rüzgarlar, saçlarımızı savurmadı; sadece
Umutlarımız kaldı; aysberlerin ardında
Yaşlı kırışık yüzümüz gibi, bayatladı aşkımız
En çok bana koyacak bu gidişin
El sallayarak, veda edişin
En çok beni sevindirmişti ya gelişin
Tek tesellimdi benim, bunu bilişin
Bu ayrılık, attı bana kalın bir çizik
Kabuk bağlamış derisi koruyordu yüzümüzü
Rüzgâr, uğultudan duyurmuyordu sözümüzü
Grönland ufku etkiliyordu, kar ışığı gözümüzü
Kıyıya yanaşmıştı buzlar, bir gemi misali
Renkli dağ evleri, iyice geride kalmıştı
Dünyadayken kim kazanır cenneti
Elbette hiç belli değil
Bitmez asla ahiretin zahmeti
Alnın ile secdeye eğil
Ucuz değil cennet öyle
Azot ile hayat bulur, her canlı
Çok fazla tabii kullanım alanlı
Havada dörtte üçle doğanlı
"N" ile gösterilen gazdır, azot
Doğa, toprak ve canlı döngüsü
Yuvamızı sen tesis ettin, yoğurdun
Çocuklarımızı bin güçlükle doğurdun
Kollarını açıp, mutluluğa çağırdın
Sen olmazsan, bir yanım eksik
Zorluklara göğüs gerip, hep aşarsın
Burnu Kaf Dağında olur, bazen insanın
Kaf Dağı dediğin, masallarda bir yerde
Fizan'a uçup, kaybolup yitilir bazen
Fizan dediğin, Libya'da çöl bir yerde
Ruhun hafifliği kaplar ya, her zerreyi
Hafiflik, ölümün ötesinde, bir yerde
Sanatların en güzelidir şiir
Kafiyesi bol, redifi ahenkli
Arasına bir yudum çay sıkıştır
Tadı belli, dizeler renkli
Bir yudum çay, bir mısra şiir
Altay'lardan yükselen dumana, hükmederken yağmur
Step tozlarıyla karıştı; eşkin at nallarına tarihi çamur
Manevi duygularla nakşedildi; gönlümüzdeki hamur
Orta Asya'dan çıkmadan kucaklamıştık; Anadolu'yu biz
Dört deryanın etrafında dönülürken, korkusuzca ve ürksüz
Büyük bir kinle dolmuştu
Hayata karşı
Gururunu astı karşısına
Kum torbası niyetine
Ve onurunu giydi
Eldivenlerine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!