Gözlerimi kapatıp, kelimelerin arasında kayboluyorum. Uykusuzluğun karanlık odasında adını arıyorum, ama bulamıyorum. Her harf, her hece, bir yankı gibi dönüyor kafamda. Belki de suskunluğun içinde, en derin anlamlar saklıdır. Gözlerimi açtığımda, geceye bıraktığım izleri bulamıyorum. Belki de adını bulmak, uykusuzluğun sonu değil, başlangıcıdır.
Gözlerindeki yorgunluğu hissediyorum, gece yarısının sessizliği içinde dolaşıyorum. Kelimeler, birbirlerine sırtlarını dönmüş, uyumak istemeyen düşünceler gibi duruyorlar. Her satırda adını arıyorum, ama suskunluğun keskin bıçağına takılıp kalıyorum. Gözlerim kapalı, ama rüyaların çağrısına yanıt vermiyorlar. Uykusuzluğun sıcak elleriyle sarılmışım gibi, uyanık olmanın anlamını yeniden düşünüyorum.
Gözlerime bırakılan izleri takip ederek dolaşıyorum satırlarda. Geceye karışmış, sessizliği delen bir fısıltı gibi adını arıyorum. Her kelime bir anlam taşıyor, ama senin adını bulamıyorum. Belki de sensizlik, suskunluğun en keskin kılıcıdır. Uykusuzluğun soğuk nefesi sırtımda, uyanıklığın zorunlu bir keşif gibi geldiği bu saatte, kelimelerin arasında kayboluyorum..
Yalnızlığımın yankısıydın
boş sokaklarında
sesler kaybolurdu,
seninle konuşurken.
Geceye inat doğan
Her sabah adınla uyanıyorum,
Gözlerimde uykusuz gecelerin izi.
Güneş doğuyor ama içimde karanlık,
Sensizlik, gölgemi bile benden gizliyor.
Öyle bir ölüm olmalı ki,
Ağlamalısın arkamdan, pişmanlıkların tomurcuk tomurcuk dökülmeli gözlerinden.
Hiçbir siyah, hiçbir matem anlatamamalı bu veda.
Yaşarken de ölürken de tek tanıyan sensin,
Bu yüzden en çok sana koymalı bu vedanın hüznü.
Ona uğramayan gemiler batsın,
Denizler boğulsun, rüzgar dursun.
Ondan geçmeyen trenler devrilsin,
Raylar kırılsın, yollar kurusun.
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!