Osmanlı'da kaldı kafa kesmek,
Yoktu bedel,yoktu insanlık,mecaz-i mursel
Kalbin hala o tarihten mi atar senin
Ne bu özgüven basitlik bedbahtlık,bu ben?
Ömrümden özür dilesen,
Beni her durduruşunda ,
Bir kaç ömür çıkacak içinden
Af dileme benden.
Sen yaşamadığım dünlerin,
Af diliyorum,Bağışla kalbim,
Kaç beden küçük giydirdim üstüne;
Olmuyorsa illaki olacak diye,
Her kalbi,sen gibi sanıp,sardığım için,
Her gözyaşının altına elimi koyup;
Yüzlerine kocaman gülüş bıraktığım için.
İyi insanların intikamı affetmek derler ya
O yüreğimin sadakasıydı ya ,affettim sandığım,
Her dizim kanadığında, ilk aklıma gelen oluyor Yine affedemiyorum...
Hayatım pahasına yaşattığın o derin ,o ağır travmayı ...
Hani yuva sıcağı kokuyordun ya sen ,
İnsan kaç yaşına gelirse gelsin yüreği bir çocuk
Kanar ben dost,kardeş konulu peri masallarına,
Kalbini bilmeyen dilinden anlamaz derler ya
İnsan kırk yaşına da gelse, inanır yalanlara
Bir sıfat takarlar halk dilinde adına “dul” der
Hayallerimin üstünü örttüm
Üşümeyecekler
Onu en yükseğe koydum
Göremeyecekler
Sakinlik saracak kalbimi
Ses edemeyecekler
Ben sana inanmıştım
Yani dünyaya,
o sendin ya nasılsa ,
Daha bir cesurdum
Daha bir özgür
Yüreğim kanat çırpardı aşkına.
Hadi yine yeniden ..
Tadına bak yaptığım acının ,
En közlenmiş tarafını soteledim,
Aşkla yapılan herşey lezzetli ,
İlk sen tadına bak istedim.
Sevildiğin için gururlanırdın
Şimdi unutuluşuna çok ağla
Meşaleler yaktım yıllardır ardına
Senden sandığına ağla
Affetme girişimlerim her defasında hüsran
Erteleyişlerim hep bir halı altında dağ
Kırılan ümitlerimde rüzgarla beraber uçan toz
Yanan kalbimse hala ateşi bekleyen çıra
Bak ne hale getirdin beni
Kendimle savaşıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!