İnsan Biraz Eksiliyor
İnsan biraz eksiliyor her vedada.
Boğazında düğümlenen bir lokma kalıyor;
ne yutabiliyorsun,
ne de bırakabiliyorsun.
Giden yalnızca bir insan olmuyor,
onunla birlikte senden de bir ömür kopuyor.
İnsan biraz eksiliyor sustukça.
İçine gömdüğün her cümlede,
kimseye göstermediğin her gözyaşında.
“Güçlüyüm.” dedikçe
içindeki duvarlardan sessizce bir taş düşüyor.
İnsan biraz eksiliyor beklerken.
Bir telefonun sesini,
bir kapının açılışını,
bir çift gözün yeniden seni bulmasını beklerken.
Beklemek, zamandan önce yoruyor insanı.
İnsan biraz eksiliyor kalabalıkta.
Herkes konuşurken sen susuyorsan,
herkes gülerken aklın çok uzaklardaysa,
en büyük yalnızlık insanın içinde başlıyor.
Çünkü anlaşılmamak,
yalnız kalmaktan daha ağır geliyor.
İnsan biraz eksiliyor anılarda.
Eski bir türkü duyunca,
aynı sokaktan geçince,
rüzgâr tanıdık bir kokuyu getirince…
“Keşke”ler sessizce diziliyor içine,
her biri senden küçük bir mevsim alıp gidiyor.
İnsan biraz eksiliyor umut ederken.
“Belki bu kez…” diye başlıyor her şey.
Sonra bekleyiş uzuyor,
umut yoruluyor,
ama insan yine de içindeki son kıvılcımı söndürmeye kıyamıyor.
İnsan biraz eksiliyor büyürken.
Çocukken dizlerin kanardı,
şimdi kalbin kanıyor.
Eskiden korkunca bir ele uzanırdın,
şimdi korkularını bile sessiz taşıyorsun.
Meğer büyümek,
yaralarını kimseye göstermeden yürüyebilmekmiş.
İnsan biraz eksiliyor kendini affedemeyince.
Başkalarına verdiği merhameti
kendinden esirgeyince.
Herkesi bağışlayıp
aynaya küskün bakınca…
En derin yara,
insanın kendine açtığı yaraymış.
Ama biliyor musun?
İnsan eksildikçe başka bir yanını büyütüyor.
Acı sabrı öğretiyor,
sabır direnmeyi,
direnmek yeniden filiz vermeyi.
Kırılan dalların ucunda bile
bahar yolunu buluyor.
O yüzden korkma eksilmekten.
Çünkü hiçbir yara,
yalnızca acı bırakmıyor.
Her iz, yaşanmışlığın sessiz imzası oluyor.
İnsan, en çok da canı yanınca
kendi yüreğini tanıyor.
Bir gün aynaya baktığında
kaybettiklerini değil,
onlarla birlikte güçlenen yanlarını göreceksin.
Çatlayan yerlerinden ışık değil,
hayata tutunan inadın görünecek.
İşte o zaman anlayacaksın;
İnsan eksilerek tükenmiyor.
Eksildikçe özüne yaklaşıyor.
Kırıldıkça merhameti öğreniyor.
Kaybettikçe kıymeti anlıyor.
Yıkılsa bile
yeniden ayağa kalkacak gücü içinde taşıyor.
Çünkü insanı değerli yapan,
hiç kırılmamış olması değil;
kırıldıktan sonra da sevgiyi terk etmemesidir.
Sonra anlarsın…
Hayat, eksiklerini tamamlamak için değil,
onlarla yaşamayı öğrenmen için varmış.
Çünkü bazı yaralar kapanmaz;
yalnızca can yakmayı bırakır.
Bazı gidenler dönmez;
ama senden götürdüklerinin yerine
sana kendini bırakırlar.
İnsan…
Bir gün aynaya baktığında,
kırıklarını saymayı bırakır.
Onları nasıl taşıdığına bakar.
İşte o gün anlarsın;
İnsan biraz eksiliyor, evet…
Ama her eksiliş,
kalbine biraz daha merhamet,
gözlerine biraz daha hikâye,
ruhuna biraz daha sabır bırakıyor.
Sonunda…
İnsan, eksildiği yerlerden değil;
vazgeçmediği yerlerden tanınıyor.
Kayıt Tarihi : 7.07.2026 05:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İnsan bazen büyük bir acıyla değil, hayatın içinde biriken küçük kırgınlıklarla eksiliyor. Söylenemeyen sözler, bekleyişler, vedalar, hayal kırıklıkları ve içimize attığımız duygular zamanla ruhumuzda iz bırakıyor. Bu şiirimde , işte o sessiz eksilişlerin içinden doğdu. Ama aynı zamanda her eksilişin insanı biraz daha olgunlaştırdığına, kendine yaklaştırdığına ve vazgeçmediği sürece içinde yeniden filizlenecek bir umut taşıdığına olan inancın da izlerini taşıyor. Okumanız dileğiyle.🙏




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!