Önce sesin çekildi bu şehirden, sonra nefesin,
Sanki bir hançer vurdun sevdamızın tam ortasına.
Ne bir iz bıraktın ardında ne de bir adres,
Koca bir enkazı boşalttın da gittin avuçlarıma.
O nasıl gidişti be...
Cellat bile görseydi hani eli titrerdi bu infazı yapmak için
Sırtını döndüğün an, kıyamet koptu içimde,
Bütün dilsiz dualarım birer birer döküldü.
Sen yürürken yürüdüğün her yerin canı yandı her adımında,
Benimse çoktan kemiklerim tek tek söküldü yerinden.
O nasıl gidişti be...
Güneş bile yüzünü sakladı, utandı renginden.
Miras diye bıraktığın bu uçurum şimdi benim,
İçine baka baka sarhoş oluyorum yokluğunla.
Varlığınla onarmadığın ne varsa yıktın geçtin,
Hesaplaşmaya bile mecal bırakmadın o gidişinle.
O nasıl gidişti be...
Mezar kazmana gerek kalmadı, gidişin yetti kefene.
Şimdi hangi tövbe temizler bastığın o yerleri?
Sen giderken sadece beni değil, kendini de harcadın.
Artık ne dönülecek bir yol var, ne de beklenecek bir şafak;
Kendi cenazeni kendi omuzlarına yükleyip de gittin işte
O nasıl gidişti be...
Gidişinle sadece beni değil, içimde sana olan sevdamızı da öldürdün bak şimdi başında sana son duamı yapıyorum hakkım sana haram olsun ….
Kayıt Tarihi : 30.04.2026 15:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!