Aynı çatının altında iki ayrı gurbetiz bak şimdi,
Duvarlarda yankılanan, sadece o eski sessizlik.
Bir zamanlar yeminlerle mühürlenen o kutsal vakit,
Şimdi bir imza ucunda, buzdan bir veda kesildi adeta.
Mutfaktaki iki sandalye artık birbirine bakmıyor,
Çaydanlıkta demlenen hüzün, fincanlara dolmıyor.
Göz göze gelmekten kaçan o yorgun bakışlarda,
Bize dair ne varsa, birer birer intihar ediyor.
En güzel günlerimiz, tozlu raflarda unutulmuş birer yabancı şimdi;
Gülüşlerin yerini aldı kalpteki o amansız sancılar.
Evi ısıtan o eski sıcaklık firar etti çoktan,
Geriye kalan sadece paylaşılamayan koca bir acı.
Söküldü ilmek ilmek, yıllarca dokunan o desen,
Ne ben kalabildim bu evde artık, ne de sen.
Kapının eşiğinde bekleyen o soğuk ayrılık rüzgarı,
Sürecek bizi bambaşka diyarlara, ruhumuz can çekişirken.
Şimdi birer gölgeyiz, bu enkaza veda eden iki yabancı,
Bitti o uzun yolculuk, dindi içimizdeki sevgi saygı.
Anahtarı masaya bırakırken titreyen ellerimizde,
Koca bir ömür bitti, geride sadece boşluk kaldı.
Kusuyoruz içimize ektiğimiz o zehirli çiçekleri,
Yırtıldı göğün perdesi, duyulmaz oldu bak meleklerin zikirleri.
Biz artık birbirinin katili, kendi kanında boğulan iki ölü;
Koptu içimizde kıyamet, devrildi ömrümüzün bütün direkleri.
Çürüdü bak içimizde ki o masumiyet, kokuyor şimdi hatıralar,
Üstümüze yıkıldı bir koskoca yıllar, sustu bütün dualar.
Biz artık aynı göğün altında birbirine haram iki cenaze;
Kefenledik bu aşkı, al işte şimdi kendi ellerimizle kazdığımız mezara koydular.
Söndü ocak, durdu zaman; bu ev artık bize toplu bir mezar,
Ruhumuzun naaşı üzerinde, artık melekler değil, şeytanlar gezer.
Helal etme hakkını, artık hiç bir dua diriltmez bizi,
Biz öldürdük bu aşkı, Sığmayız hiçbir kitaba, mahşer bile birleştirmez bizi..
Kayıt Tarihi : 5.05.2026 18:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!